<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-8574829728358927238</id><updated>2011-11-27T15:31:27.833-08:00</updated><category term='Çiçek Bakımı'/><category term='Videolar'/><category term='Çiçek Çeşitleri'/><category term='Güller'/><title type='text'>Çiçekler ve Bakım</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Murat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00255161170857836638</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>22</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8574829728358927238.post-1630505426942497288</id><published>2009-06-16T17:23:00.000-07:00</published><updated>2009-06-16T17:23:00.771-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çiçek Çeşitleri'/><title type='text'>Krizantem</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/Si2Phy_3aXI/AAAAAAAAACU/_eAt01t8Ld4/s1600-h/Krizantem.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 284px; height: 214px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/Si2Phy_3aXI/AAAAAAAAACU/_eAt01t8Ld4/s320/Krizantem.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5345086143546747250" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Otsu, yıllık bitkiler olan Chyrsanthemum türleri, yaklaşık 50-150 cm yüksekliğindedirler. Büyük çiçek başlarına sahiptirler, yabanileri beyaz, sarı veya pembe renkler gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Chyrsanthemum türleri bazı Lepidoptera türlerinin larvaları tarafından yiyecek olarak tüketilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihçe&lt;br /&gt;M.Ö. 15.yüzyıl kadar erken bir tarihte dahi Çin'de krizantem bir çiçekli bitki olarak ekilmekteydi. Antik bir Çin kenti Chu-Hsien olarak adlandırılmıştı, bunun anlamı "kasımpatı kenti"dir. Çiçek Japonya'ya büyük ihtimalle M.S. 8. yüzyıl dolaylarında getirildi. İmparator çiçeği resmi mührü olarak kabul etti. Japonyada çiçeğin kutlandığı ve "Mutluluk Festivali" olarak anılan bir festival bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çiçek Batı'ya 17. yüzyılda getirilmiştir. Carolus Linnaeus tarafından adlandırılan &lt;span class="fullpost"&gt;çiçeğin isminin kökeni, Yunanca chrys- ("altın") eki ve -anthemon ("çiçek") sözcüğüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dekoratif Kullanımlar&lt;br /&gt;Modern kasımpatılar yabani akrabalarından çok daha göz alıcı. Çiçekler birçok farklı form ve renkte olabilir. Ayrıca bu cins geliştirilmiş birçok hibrit ve binlerce çeşit barındırır. Geleneksel sarı rengin yanı sıra, beyaz, mor ve kırmızı renkleri de görmek mümkündür. En önemli hibrit Chrysanthemum x morifolium (sin. C. x grandiflorum); büyük oranda C. indicum`dan türemiş olsa da diğer türleri de içerir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa'daki bazı ülkelerde ve Japonya'da, krizantemler ölümü sembolize etmekte ve bu nedenle sadece cenaze törenlerinde ve mezarlara koymak için kullanılmakta. ABD'de çiçek genellikle olumlu ve neşeli görülür.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8574829728358927238-1630505426942497288?l=cicekvebakim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/feeds/1630505426942497288/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/krizantem.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/1630505426942497288'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/1630505426942497288'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/krizantem.html' title='Krizantem'/><author><name>Murat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00255161170857836638</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/Si2Phy_3aXI/AAAAAAAAACU/_eAt01t8Ld4/s72-c/Krizantem.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8574829728358927238.post-2631187434784945776</id><published>2009-06-16T06:39:00.000-07:00</published><updated>2009-06-16T06:39:00.802-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çiçek Çeşitleri'/><title type='text'>Yasemin</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/Si2FN8L36kI/AAAAAAAAABE/beJ6k2MfJLs/s1600-h/Yasemin.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/Si2FN8L36kI/AAAAAAAAABE/beJ6k2MfJLs/s320/Yasemin.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5345074807299369538" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Akdeniz iklimindeki şehirlerimizde özellikle deniz kenarında dolaşırken hoş bir kokunun içinde kalıverirsiniz. Ister istemez kokunun kaynağını arar gözleriniz.&lt;br /&gt;Sonunda beyaz çiçekleri farkedersiniz. Mütevazi ve narin görünüşlü yaseminler sevimli çehreleri ile kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlarlar. Yaseminlerle sembolleştirilen saflık, duruluk ve masumiyet duyguları sarıverir bizleri. Değerli kokusunu meltemlerle, esintilerle yeryüzüne yayan yasemin asırlardır aşıkların birbirlerine verdiği masum ama etkileyici bir hediye olmuştur. Kokusu ve güzelliği ile duyguları kelimelerden daha iyi anlatmıştır sonsuzluğu özleyen gönüllere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı kokular, bazı renkler, bazı sesler insanlarda algı değişikliklerine sebep olabilir, bazı şeyleri hatırlamalarına, algılamalarına yardımcı olabilir. Kokular ve öz yağlar duyuları güçlendirmek için yüzlerce yıldır kullanılagelmiştir. Yasemin &lt;span class="fullpost"&gt;kokusu doğamızın tatlı, yumuşak, duyarlı yönünü ortaya çıkarır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anavatanı yeryüzünün en yüksek noktası olan Himalayalardır. Değerli ve nazik olan herşeyin en iyi şekilde korunduğunu görüp bildikten sonra narin ve gizemli bir çiçek olan yasemin için buna şaşmamak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Latince adı Jasminum nudiflorum olan yaseminin beyaz, mavi ve sarı renkte türleri vardır. Bahçe bitkisi olarak yetiştirilenlerden başka, ticari amaçla yetiştirilen beyaz yasemin türleri vardır. Özellikle Italya’da yasemin tarlalarından pekçok insan geçimini sağlamaktadır. Toplanıp işlenen yaseminlerden dünya parfüm piyasasında faydalanılır. Çiçekleri uçucu yağ taşımaktadır. Uçucu yağ, organik çözücü ve tüketme yolu ile elde edilmektedir. Uçucu yağın en önemli maddeleri ise benzil asetat, jasmon, linalol ve geraniol’dur. Yasemin, özünde "metil yasmonat" adlı bir bileşiği içermektedir. Karmaşık bir kimyasal yapısı olan bu bileşik, günümüzde üretilen parfümlerin çoğunda kullanılır. Yine güzel kokusu nedeni ile tütsü yapımında kullanılır. Bundan başka bitkisel tedavide kullanılır. Ülkemizde de tüm baharatçılarda bulabileceğimiz, saflığın belirtisi bitkinin beyaz çiçeklerinden hazırlanan çay, gögüs ferahlatıcı ve sinirleri yatıştırıcı olarak kullanılmaktadır. Çiçek ayrıca romatizma, nikris ve mafsal ağrılarına iyi gelir. Ateş düşürücü olarak da kullanılabilir. Kabızlığı giderdiği bilinen faydalarındandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu güzel kokuyu sürekli duymak için yasemin yetiştirmek isteyenler mevcut iki yöntemden birini kullanabilirler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Çelikle Üretim : Çelikle üretim Ekim ortasına kadar yapılabilmektedir. Bunun için yaklaşık 20 cm uzunlukta ve 0.5 cm kalınlıkta iyi olgunlaşmış, tek yıllık odunlaşmış çubuklar kullanılır. Ilkbaharda üretim Mart ortasına kadar yapılır ise de mümkünse daha öne almak iyidir. Ayrıca ilkbahar üretiminde daha ince çelik kullanmak mümkündür. Bu da köklenmenin daha çabuk olmasını sağlar. Çeliklerde iyi bir köklenmenin olması için aşağıdaki hususlara dikkat edilmesi gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Üretim ortamı (kumlu-tınlı toprak karışımı) dezenfekte edilmeli, böylece sağlıklı çelikler elde edilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Üretim ortamında sıcaklık mümkün olduğu kadar stabil olmalı ve 18oC’nin altına düşmemeli,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Üretim ortamında rutubet oranı sabit tutulmalı, toprak kaymak tabakası bağlamamalı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Sulamaya özen gösterilmeli, şayet mümkün ise oransal nemi çok yükseltecek bir düzen kurulmalıdır (sisleme).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Üretim ortamı iyi gölgelendirilmeli (% 50) ve rüzgardan korunmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Üretim ortamı kışın bir plastik örtü ile örtülerek hafif ısıtılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Daldırma ile Üretim : Olumsuz yönü; uygulanabilmesi için kuvvetli bir ana bitkinin bulunması ve büyük bir parçasının toprağa gömülmesinin zorunlu olmasıdır. Ancak bu yöntemde köklenme daha hızlı ve garantili olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daldırma Ocak ayından Mayıs ayına kadar yapılabilmektedir. Ayrıca Ağustos-Eylül aylarında yapılabilir. Daldırmada ana bitkinin bulunduğu toprağın rutubetli tutulması gerekmektedir. Daldırmada henüz odunlaşmamış, uzun sürgünler kullanılır ve bunlar en az 5 cm derinliğe toprağa gömülür. Boğum yerlerindeki yaprakları kesmek gereklidir. Böylece köklenme hızlandırılmış olmaktadır. Iyi bir ana bitkiden 8-15 kadar daldırma çubuk elde edilebilir ve bunlar ortalama 2 ay içinde köklenirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçücük de olsa ilgilenebileceğiniz bir bahçeniz varsa ve yaşadığınız yerin iklimi müsait ise kendinize bir yasemin hediye etmelisiniz. Yaydığı güzel kokunun etkisi ile kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: http://www.bahce.biz&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8574829728358927238-2631187434784945776?l=cicekvebakim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/feeds/2631187434784945776/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/yasemin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/2631187434784945776'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/2631187434784945776'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/yasemin.html' title='Yasemin'/><author><name>Murat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00255161170857836638</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/Si2FN8L36kI/AAAAAAAAABE/beJ6k2MfJLs/s72-c/Yasemin.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8574829728358927238.post-5342937615366200135</id><published>2009-06-15T10:23:00.000-07:00</published><updated>2009-06-15T10:23:00.806-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çiçek Çeşitleri'/><title type='text'>Fesleğen</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/SinTLBRhMuI/AAAAAAAAAA8/G7MtcyMxhow/s1600-h/feslegen.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/SinTLBRhMuI/AAAAAAAAAA8/G7MtcyMxhow/s320/feslegen.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5344034619125740258" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Fesleğen (Ocimum basilicum), Reyhan olarak da bilinir, ballıbabagiller (Lamiaceae) familyasından tek yıllık ve genellikle ılıman bölgelerde yetişen bir bitki türü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemeklerde kullanılmak üzere tarımı yapılan fesleğenin kökeni Asya'nın dönenceler arasında kalan bölgelerine dayansa da, günümüzde yeryüzünün öteki ılıman bölgelerine de yayılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: http://tr.wikipedia.org&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8574829728358927238-5342937615366200135?l=cicekvebakim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/feeds/5342937615366200135/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/feslegen.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/5342937615366200135'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/5342937615366200135'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/feslegen.html' title='Fesleğen'/><author><name>Murat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00255161170857836638</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/SinTLBRhMuI/AAAAAAAAAA8/G7MtcyMxhow/s72-c/feslegen.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8574829728358927238.post-4967969628513063430</id><published>2009-06-15T08:20:00.000-07:00</published><updated>2009-06-15T08:24:27.890-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Videolar'/><title type='text'>Menekşe Bakımı Videosu</title><content type='html'>Menekşenin çok çiçek açmasını sağlamanın yolları:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="width:450px"&gt;&lt;object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab" id="uzmanEmbedPlayerndVPClEBThO" width="450" height="404"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.uzmantv.com/getswf/ndVPClEBThO" /&gt;&lt;param name="WMode" value="Transparent"&gt;&lt;param name="allowNetworking" value="all"/&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"/&gt;&lt;embed src="http://www.uzmantv.com/getswf/ndVPClEBThO" wmode="transparent" width="450" allowScriptAccess="always" allowNetworking="all" height="404" name="uzmanPlayerndVPClEBThO" type="application/x-shockwave-flash"/&gt;&lt;/object&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="float:left;"&gt;&lt;a id="uzmanlinkndVPClEBThO" href="http://www.uzmantv.com" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://www.uzmantv.com/images/uzmantv.png" style="border:none"/&gt;&lt;/a&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="padding-top:7px;"&gt;&lt;a id="konulinkndVPClEBThO" href="http://www.uzmantv.com/konu/menekse-bakimi" target="_blank" style="font-family:Verdana;font-size:12px"&gt;Benzer videolar i&amp;ccedil;in t&amp;#305;klay&amp;#305;n&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8574829728358927238-4967969628513063430?l=cicekvebakim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/feeds/4967969628513063430/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/menekse-bakm-videosu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/4967969628513063430'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/4967969628513063430'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/menekse-bakm-videosu.html' title='Menekşe Bakımı Videosu'/><author><name>Murat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00255161170857836638</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8574829728358927238.post-7298355628353518541</id><published>2009-06-14T20:31:00.000-07:00</published><updated>2009-06-14T20:31:00.723-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çiçek Çeşitleri'/><title type='text'>Papatya</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/Si2PLNGtuZI/AAAAAAAAACM/lr-AKX4HIt4/s1600-h/papatya.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 230px; height: 173px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/Si2PLNGtuZI/AAAAAAAAACM/lr-AKX4HIt4/s320/papatya.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5345085755417803154" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Yol kenarı, boş alanlarda papatyalara oldukça çok rastlanır. Papatyaların yaprakları parçalı ve tüysüzdür. Çiçekler dalların ucunda küçük başcıklar (kapitulum) halinde bulunurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Papatya başcıklarının orta kısmında bulunan çiçekler tüp şeklinde ve sarı renkli hermafrodittir. Kenarlarda ise 15-20 tane dil şeklinde, beyaz renkli dişi çiçekler bulunur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8574829728358927238-7298355628353518541?l=cicekvebakim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/feeds/7298355628353518541/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/papatya.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/7298355628353518541'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/7298355628353518541'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/papatya.html' title='Papatya'/><author><name>Murat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00255161170857836638</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/Si2PLNGtuZI/AAAAAAAAACM/lr-AKX4HIt4/s72-c/papatya.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8574829728358927238.post-3860428851894783108</id><published>2009-06-14T05:15:00.000-07:00</published><updated>2009-06-14T05:15:00.918-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çiçek Çeşitleri'/><title type='text'>Safran Çiçeği (Crocus Sativus)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/Si2N1UlyA9I/AAAAAAAAAB8/VrWQghtyIqQ/s1600-h/safran.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/Si2N1UlyA9I/AAAAAAAAAB8/VrWQghtyIqQ/s320/safran.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5345084279958406098" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Safran (Crocus sativus), süsengiller (Iridaceae) familyasından, sonbaharda çiçek açan, 20-30 cm boyunda, soğanlı bir kültür bitkisi ve bu bitkiden elde edilen baharat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitkinin yaprakları şeritimsi, mor çiçekleri üç tepeciklidir. Çiçeği ve tepecikleri bitkiye bağlayan yaprak sapı da dahil olmak üzere erkek organları kurutularak özellikle gıda boyası ve tad verici olarak kullanılan safran bitkisi daha çok İspanya, Fransa, İtalya ve İran’da yetiştirilir. Türkiye’de ise safran Safranbolu’da üretilmektedir. Ağırlığına göre dünyanın en pahalı baharatı, (bir gramı 5 ile 6 € arası), olan safranın anavatanı Güneybatı Asya’dır. Yetiştiriciliğine ilk olarak Yunanistan civarında başlanmıştır. Yarım kilogram safran 80.000 çiçekten çıkarılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Safran baharatının keskin bir tadı ve iyodoform ya da saman benzeri bir kokusu vardır. Bunların sebebi bileşiminde bulunan pikrokrosin ve safranal kimyasallarıdır. Aynı zamanda içine konduğu yemeklere altın gibi sarı bir renk katan, krosin adı &lt;span class="fullpost"&gt;verilen karotenoit bir boya maddesi de içerir. Bu özellikler safranı dünya çapında çok aranan bir baharat yapar. Ayrıca tıpta da kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Safran kelimesi Arapça sarı renk anlamına gelen usfer (أَصْفَر) kelimesinden türetilen ve Arapça’da safran baharatı anlamına gelen za’feran (زَعْفَرَان ) kelimesinden kaynaklanarak . Latince’ye safranum, İtalyanca’ya zafferano ve İspanyolca’ya azafrán olarak geçmiştir. Daha sonra Fransızca’ya safran ve oradan da İngilizce’ye saffron olarak aktarılmıştır.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8574829728358927238-3860428851894783108?l=cicekvebakim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/feeds/3860428851894783108/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/safran-cicegi-crocus-sativus.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/3860428851894783108'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/3860428851894783108'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/safran-cicegi-crocus-sativus.html' title='Safran Çiçeği (Crocus Sativus)'/><author><name>Murat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00255161170857836638</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/Si2N1UlyA9I/AAAAAAAAAB8/VrWQghtyIqQ/s72-c/safran.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8574829728358927238.post-6826023476685200319</id><published>2009-06-13T19:44:00.000-07:00</published><updated>2009-06-13T19:50:59.615-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çiçek Bakımı'/><title type='text'>Saksı Değiştirme</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/SjRldunD1jI/AAAAAAAAACk/kYqIWem1Vm8/s1600-h/saksi.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 272px; height: 204px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/SjRldunD1jI/AAAAAAAAACk/kYqIWem1Vm8/s320/saksi.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5347010218998093362" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Saksı değiştirme sırasında genel  kural yeni saksının eskisine oranla bir boy daha büyük olmasıdır.  iç mekan süs bitkileri yetiştiriciliğinde, özellikle olabildiğince küçük saksılar kullanılarak, saksı harçlarının sıvı gübrelerle desteklenmesi gerekmektedir. Saksı değiştirirken  sürgün ve ana dallarda budama yapanilirsiniz ancak bazı bitkilerin budamaya karşı duyarlı oldukları unutulmamalıdır.&lt;br /&gt;BAzı püf noktalarını maddeler halinde sıralarsak:&lt;br /&gt;-Plastik ve  toprak saksılar arasındaki fark gözenekliliktir. Plastik saksılar gözenek bulunmamaktadır. Toprak saksılar ise, yapım tekniklerine bağlı olarak &lt;span class="fullpost"&gt;değişmekte olan gözenek yapısına sahiptirler.&lt;br /&gt;-Saksısı değiştirilecek olan bitkinin toprağı hafifçe nemlendirilmesi gerekir.&lt;br /&gt;-Bitkinin kök boğazı sol elin yüzük parmağı ile orta parmağı arasına alınır.&lt;br /&gt;-Bu arada sol elin avuç içi saksı toprağını tutar ve saksı ters çevrilerek kenarı sert bir yere hafifçe vurulur. Böylece bitkinin kök yumağının saksı kenarından kolayca ayrılması sağlanmış olur. Sağ elle saksı kenarından kolayca ayrılması sağlamış olur.&lt;br /&gt;-Sağ elle saksı çıkarılır ve bu sırada toprağın dağılmamasına özen gösterilir. Daha önce belirtildiği şekilde kök ve gövde budaması yapılır. Bundan sonraki işlem yeni saksının dikim için hazırlanmasıdır.&lt;br /&gt;-Saksının dip kısmındaki akıtma deliği üzerine küçük bir saksı kırığı konur. Böylelikle sulama sırasında toprağa verilen suyun fazlası bu delikten dışarı akar. Saksı dibinde akıtma deliğinin bulunmaması veya bu deliğin kapanması durumunda kökler fazla sulama ile kısa zamanda çürürler. İyi drenaja gereksinimi olan bitkilerde ise, saksı dibinde önce saksı kırıkları veya küçük çakıllardan bir drenaj tabakası oluşturulur.&lt;br /&gt;-Yeni saksıya dikim sırasında bitki sol el ile saksı ortasına gelecek biçimde ve istenilen yükseklikte tutulur. Bitkinin eskisine oranla daha derin veya yüzeyse dikilmemesine dikkat edilmelidir. Ancak, bu kuralın tersine bazı bitkiler sürekli biraz daha derine dikilir.&lt;br /&gt;-Sağ elle kök yumağı ile saksı arasında kalan boşluğa yeni hazırlanan harç doldurulur ve boşluk kalmaması için harç çepeçevre parmakla bastırılır. Harcın iyice oturması sağlanır (yere vurularak sağlanabilir).&lt;br /&gt;-Saksı tümüyle toprakla doldurulmadan sulama için gerekli bir alan bırakmak gerekir.&lt;br /&gt;-İşlem bittikten sonra bitkilere önce toprak tümüyle nemli duruma gelinceye değin su verilir. Daha sonraları az su verilmeli , ama sık sık su püskürtülmelidir. Saksısı yeni değiştirilmiş bitkiler, ışık seven nitelikte olsalar bile, başlangıçta doğrudan güneş ışığı altında bırakılmamalı, yarı veya hafif gölge yerlerde bulundurulmalıdırlar.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8574829728358927238-6826023476685200319?l=cicekvebakim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/feeds/6826023476685200319/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/saks-degistirme.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/6826023476685200319'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/6826023476685200319'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/saks-degistirme.html' title='Saksı Değiştirme'/><author><name>Murat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00255161170857836638</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/SjRldunD1jI/AAAAAAAAACk/kYqIWem1Vm8/s72-c/saksi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8574829728358927238.post-207933252273665031</id><published>2009-06-13T10:51:00.000-07:00</published><updated>2009-06-13T10:51:00.883-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çiçek Çeşitleri'/><title type='text'>Psaphellus Recepii</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/Si2H-DKEcCI/AAAAAAAAABk/S78eRNWPirI/s1600-h/Psaphellus_Recepii.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px; height: 133px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/Si2H-DKEcCI/AAAAAAAAABk/S78eRNWPirI/s320/Psaphellus_Recepii.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5345077832827826210" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Erzincan Üniversitesi (EÜ) Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı Yard. Doç. Dr. Ali Kandemir, yaptıkları çalışmalarda, Erzincan'ın Kemah ilçesi Kömür köyü yakınlarında daha önce görmedikleri bir çiçek tespit ettiklerini bildirdi. Bunun üzerine çiçeğin incelenmesi için Almanya'ya gönderildiğini ifade eden Yard. Doç. Dr. Kandemir, "Albrecht von Haller Enstitüsü'nde yapılan bir yıllık incelemenin ardından söz konusu çiçeğin ilk defa görüldüğü ve bir örneğinin daha olmadığı ortaya çıktı." dedi. Yapılan araştırmanın ardından bilimsel bir makale hazırladıklarını belirten Yard. Doç. Dr. Kandemir, şunları kaydetti: "Alanında önemli bir enstitü olan &lt;span class="fullpost"&gt;Albrecht von Haller Enstitüsü, çiçeğin yeni bir tür olduğunu kabul etti. Dünyada ilk defa ortaya çıkarılan çiçek türü hakkında hazırladığımız bilimsel makale, 2-3 ay içinde Almanya'daki bir bilim dergisinde yayımlanacak. Böylece çiçeğin varlığı resmî olarak da kabul edilecek."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söz konusu çiçeğe merhum Vali Recep Yazıcıoğlu'nun anısına 'psaphellus recepii' adını verdiklerini dile getiren Yard. Doç. Dr. Kandemir, şöyle konuştu: "Recep Yazıcıoğlu Erzincan'la özdeşleşmiş bir isimdir. Anısını yaşatmak için çiçeğe ismini verdik. Dünyada ilk defa yeni bir tür olarak kabul edilen çiçek, peygamber çiçeğinin bulunduğu çiçek grubuna girmektedir."&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8574829728358927238-207933252273665031?l=cicekvebakim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/feeds/207933252273665031/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/psaphellus-recepii.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/207933252273665031'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/207933252273665031'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/psaphellus-recepii.html' title='Psaphellus Recepii'/><author><name>Murat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00255161170857836638</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/Si2H-DKEcCI/AAAAAAAAABk/S78eRNWPirI/s72-c/Psaphellus_Recepii.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8574829728358927238.post-4389596809816487123</id><published>2009-06-12T23:55:00.000-07:00</published><updated>2009-06-12T23:55:00.993-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çiçek Çeşitleri'/><title type='text'>Kardelen</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/Si2I-yyR-6I/AAAAAAAAABs/knx0rVf4TTY/s1600-h/kardelen.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/Si2I-yyR-6I/AAAAAAAAABs/knx0rVf4TTY/s320/kardelen.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5345078945124580258" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Türkiye'de halk arasında, "kardelen"den başka "garipçe", "Öksüz Ahmet", "aktaş", "boynu bükük", "karga soğanı","akça bardak" gibi yerel adlarla da anılan bu türler çok yıllık, soğanlı ve otsu bitkilerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kardelenler, tıbbi açıdan önemli oldukları düşünülen bitkilerdir:[2]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de halk arasında, toprak üstü kısımları kalbi kuvvetlendirici, mideye iyi gelen ve âdet söktürücü ilaç; toprak altı kısımları ise taze haldeyken ezilerek, &lt;span class="fullpost"&gt;çıbanları olgunlaştırmak için hazırlanan lapa olarak kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçerdikleri ve ilaç olabilme olasılığı bulunan alkaloit ve lektinler nedeniyle, çok sayıda araştırmaya konu olmaktadırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de 9 türünün doğada yetiştiği bilinen kardelenlerden bazılarının soğanları Türkiye'nin ihraç ürünleri arasında bulunmaktadır. Galanthus elwesii ile Galanthus ikariae ve/veya Galanthus latifolius adlı türler, uzun yıllardan beri ve başta Hollanda olmak üzere bazı ülkelere, "süs bitkisi" adı altında ihraç edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güncel durumda, Galanthus elwesii ile Galanthus woronowii türleri dışındaki kardelen soğanlarının doğadan toplanarak ihraç edilmesi yasaktır. Bahsi geçen ve Türkçe'de sırasıyla "Toros kardeleni" ve "Karadeniz kardeleni" olarak anılan iki türün soğanlarının ihracatı ise sınırlandırılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Kardelen&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8574829728358927238-4389596809816487123?l=cicekvebakim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/feeds/4389596809816487123/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/kardelen.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/4389596809816487123'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/4389596809816487123'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/kardelen.html' title='Kardelen'/><author><name>Murat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00255161170857836638</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/Si2I-yyR-6I/AAAAAAAAABs/knx0rVf4TTY/s72-c/kardelen.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8574829728358927238.post-239394951111646490</id><published>2009-06-12T19:21:00.000-07:00</published><updated>2009-06-12T19:21:00.577-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çiçek Çeşitleri'/><title type='text'>Defne</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/SinSwwCuZRI/AAAAAAAAAA0/pY_K_fPtRg0/s1600-h/defne.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px; height: 161px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/SinSwwCuZRI/AAAAAAAAAA0/pY_K_fPtRg0/s320/defne.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5344034167823688978" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Akdeniz havzasında yetişen defne, her dem yeşil bir ağaçtır. Yaz, kış yaprağını dökmez. Ülkemizin Akdeniz kıyıları başta olmak üzere Ege, Marmara ve Karadeniz kıyıları ile bu kıyıların iç kısımlarında yetişir. Defne, Akdeniz bitki örtüsünün simgesi olan ağaçlardan biridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanoğlu ilk çağlardan beri defneyi sevmiş, onun pek çok özelliklerinden yararlanmıştır. Defne, ilk çağlardan beri ekonomik ve sosyal yaşamda önemli bir yer edinmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Roma İmparatorları ve ordu kumandanları, yaptıkları savaştan galip olarak döndüklerinde Roma'da yapılan törenlerde başlarına defneden yapılmış taç takarlardı. Eski Yunan olimpiyatlarında, yarışları kazanan sporcular, başlarına yine defne &lt;span class="fullpost"&gt;dallarından yapılmış taç takılarak onurlandırılırlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim Cumhuriyet bayaramlarında da, Anadolu'nun pek çok yerinde yapılan zafer takları, defne ve mersin dalları ile süslenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ete, balığa defne&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Defne, aromatik bir bitkidir. Kokusu çok hoştur. Defne yaprağı yemeklere lezzet verir. Defne yağı, parfüm sanayisinde kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antalya'da 5 yıldızlı pek çok otel, gelen turistlere defne yaprakları ile hazırlanmış banyolar yaptırarak para kazanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Et ya da balık pişirirken tencerenin içine iki adet defne yaprağı attığınızda, yemeğiniz bambaşka bir lezzet kazanır. Boğazdaki lüks balık lokantaları kılıç şiş yaparlar. Kılıç şiş hazırlanırken, şiş’e, kuş başı balığın yanı sıra domates, yeşil biber ve defne yaprağı takarlar. Defne yapraklı kılıç şişin porsiyonu 40-50 liradır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim İzmir ve Mersin limanlarından, ABD ve AB ülkelerine her yıl 10 bin ton dolayında kurutulmuş defne yaprağı ihraç edilir. Yurt dışına defne yaprağı yetiştirmekte zorlanan ihracatçılar Orman bakanlığından defne ormanları kurmasını istiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'nin çuvalla üç otuz parnaya ihraç ettiği defne yaprağının 15 tanesi, İngiliz marketlerinde 1.5 pounda satılır. İngiliz hanımları marketten, kutusunu 1.5 pounda aldıkları defne yaprağı ile yemeklerinin lezzetini artırırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Garlı sabun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatay, Kilis, Nizip yörelerinde defne ağacının zeytine benzeyen meyvesinden defne yağı çıkarırlar. Bu yağla yapılan sabuna 'garlı sabun' denir. Pirina yağı (zeytinyağı) ve defne yağı ile yapılan garlı sabun, cilt ve saç sağlığı için çok yararlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son yıllarda İstanbul'da Mısır Çarşısı'nda ve Ege ile Akdeniz'in turistik yörelerinde garlı sabun satışları çok arttı. Özellikle AB’li turistler garlı sabunu çok seviyorlar. Eskiden çuvalda, kilosu 3-4 liradan satılan garlı sabun, şimdi lüks karton kutularda, tanesi 2-3 liradan alıcı buluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Defne güzel bir ağaçtır. Bulunduğu bahçenin güzelliğine güzellik katar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tavuk, hindi ya da et haşladığınız tencereye iki tane defne yaprağı atıp tadının farkına varın. Mutfağınızda kurutulmuş defne yaprağını eksik etmeyin. Banyoda da garlı sabun kullanmaya başlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Defne : Terletir, ateşi düşürür. Vücuda rahatlık verir. İdrar ve adet söktürür. İştah açar. Sinir ağrılarını dindirir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Defne yağı : Lauri expressum Romatizma ağrılarını dindirici ve vücut parazitlerini öldürücüdür. Ayrıca, saç dökülmesini de önler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Defne yaprağı : Folium Lauri Terletici, antiseptik ve midevi etkilere sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DEFNE DÜNYASI&lt;br /&gt;Geçmiş mitolojik çağlara kadar uzanan defne, güzellik ve güzel kokunun sembolü olarak bilinir. Yüzyıllardır saç dökülmelerine karşı defne yağı, saç diplerine yedirerek kullanılır. Defne saç diplerindeki hücreleri aktive ederek saç tellerinin güçlenmesini, çevre şartları, kimyasal temizleyiciler ve çeşitli nedenlerden kaynaklanan kepeklenmenin azalmasını ve zamanla ortadan kalkmasını, ciltte oluşan ölü derilerin atılmasını hızlandırarak sivilce, kırışıklık, istenmeyen leke ve yağların azalmasını sağlar.&lt;br /&gt;Dünyada en değerli yağların çıkarıldığı defne ağaçları yoğun olarak Hatay yöresinde yetişmektedir. Bu yörede çıkarılan, antiseptik özelliğine sahip defne yağları, Avrupa ve Amerika ülkelerine ihraç edilmekte, bu ülkelerdeki ünlü firmalarca, ilaç ve kozmetik ürünlerinde kullanılmakta ve bu ürünler dünyanın dört bir yanında en pahalı kozmetik ürünler arasında beğeni ile talep edilmektedir. Ayrıca Avrupa ve Amerika'daki ünlü güzellik salonları defne yağı ve yaprağından yapılan kremleri kas gevşetici olarak kullanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Defne ve Defne Sabunun Özellikleri Nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Defne, mucize bitki olarak da biliniyor. Defne meyvelerinden elde edilen yağın antiseptik özelliği var. Defne sabunu da işte bu yağdan üretiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakiki defne sabunu, saç dökülmesi ve kepeklenmeye karşı etkili bir ürün. Ayrıca cilde de çok faydalı. Antiseptik özelliğinden dolayı tüm vücut parazitlerine ve mantar hastalığına karşı da faydalı bir ürün olan defne sabununun diğer faydaları ise şöyle sıralanıyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Varisleri rahatlatıyor&lt;br /&gt;- Ergenlik sivilcelerine, saç diplerindeki yara ve tahrişlere karşı çok iyi geliyor&lt;br /&gt;- Derideki gözenekleri açıp rahatlatıyor&lt;br /&gt;- Doğal kokusu ve antiseptik oluşundan dolayı evdeki dolaplarda kullandığınızda haşere barınmasını engelliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Defne yağında klorofil bulunuyor. Bu nedenle sabun, açık kahverengi-yeşil arasında bir renkte oluyor. Sabun kurudukça rengi biraz daha açılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece rengine veya kokusuna bakarak bir sabunun defne sabunu olduğunu söylemek gerçekten zor. Çünkü piyasada defne esansı ile yapılan birçok sabun bulunmakta ve bunları gerçeklerinden ayırmak kolay değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerel dilde "gar" ve "har" olarak da adlandırılan defnenin sabun olmaya giden yoldaki macerası da çok ilginç. Üretim; sızma zeytinyağı, defne yağı, sabun tuzu ve su karışımının kazanlarda odun ateşinde kaynatılmasıyla başlıyor. Binlerce yıllık geleneksel tekniklerle kaynayan zeytinyağı kazanlarına, sulandırılmış sabuncu sodası ilave ederek kaynatma işlemi devam ediyor. Sonunda zeytinyağı, sabuncu sodasının etkisiyle sabunlaşmaya başlıyor.&lt;br /&gt;Ertesi gün kazanlar tekrar odun ateşiyle kaynatılırken, gerekli miktarda doğal kaya tuzu ilave ediliyor. Sonrasında sabunlar soğumaya bırakılıyor. Sabunlar henüz sıvı halde iken kovalarla tavlalara dökülüyor ve bir gece kurumaya bırakılıyor. Sabun dolu tavlalar iyice sertleşmeden yüzeyleri düzleniyor. Boyalı iplerle kesilecek yerler işaretleniyor. Özel bıçaklarla işaretli yerlerden yatay ve dikey sıralar halinde kesiliyor. İşte defne sabunlarının biraz yamuk şekilli olmasının bir sebebi de bu. Çünkü sabunlar, tamamen el emeği ile üretiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Defne yaprağı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer adları&lt;br /&gt;Defne / Defne yağına akdeniz bölgesinde tehnil yağı denir / nehtel / tahnal / tefrün / tenyel / Latince: laurus nobilis / laurel / laurier/ İng: Sweet Laurel - Bay leaf / Farsça: Barg bu / Fransızca: Laurier / Arapçası: rend gar habbül- gar şecerül-ğar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Defne Bitkisi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anavatanı Asya olan Defne, İspanya, Fransa, İtalya, Yunanistan, Türkiye gibi Akdeniz kıyılarına sahip ülkelerde fazla olarak görülür. Akdeniz makisinin karakteristik bir ağacıdır. Yeşil olan hiç dökülmeyen aromatik kokuya sahip yaprakları et, balık, çorba ,balık vs yemeklerde koku vermek için kullanılır. Avrupa'da zeytinyağında konserve edilen mantarların içine mutlaka birkaç defne yaprağı konulur. Defne yağı taze meyvelerden ve yapraklarından elde edilir. Kaynatıldıktan sonra ezilip süzülerek yağı alınır. Tıbbi olarak da kullanılır. Fazla kullanılmamakla beraber meyvesi güzel bir baharattır. Defne sabunu da defne yağından elde edilen bir üründür. Taze meyvelerden ve yapraktan kaynadıktan sonra ezilip alınan yağdan elde edilir. Mikrop öldürücü etkisinden dolayı faydalıdır. Hatay yöresinde halen yapılır ve kullanılır. Gebelik durumunda defne kullanılmamalıdır. Yukarıda açıklaması yapılan, ülkemizin birçok yerinde yetişen Akdeniz defnesi (L. nobilis) dışındaki diğer defne türleri zehirlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tıbbi özelikleri:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yorgunluk, bronşit, uyutucu, mikrop öldürücü, hazım ettirici, spazm çözücü, mide bağırsak gazı söktürücü, idrar söktürücü, nefes açıcı, terletici, hazmettirici ve uyarıcı özelliği vardır. Soğuk algınlığı sebebiyle meydana gelen kırgınlık, romatizma, ağrılarına faydalıdır. Hamilelere yasaktır. Ağrıların sebeplerini doktora baş vurarak muhakkak öğrenin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önerilen kullanım şekli&lt;br /&gt;*Defne yaprakları keskin kokusu ile ağızda çiğnenirse ağız kokularını yaraları giderir. Baharlı lezzeti ile sindirim salgılarını arttırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Diş ağrısını dindirmek için 2-3 yaprağını sirke ile kaynatıp dişe gargara yapın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*100 gr defne yaprağı 1 litre suda kaynatılarak günde 1-2 fincan içilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Meyvesinin iki tanesi dövülür, yenirse sancının her çeşidini keser. Bağırsak ağrısını dindirir. Sonra sebebini öğrenmek için doktora baş vurun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Meyveleri idrar söktürücü ve romatizma ağrıları gidericidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Güneşte kurutulmuş meyve ve yaprakları toz haline getirilir. Her türlü zehirli hayvan ısırığı, arı sokmasında faydalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Defne sabunundan mikrop öldürücü özeliğinden dolayı cilt mantarlarında, saç dökülmesini yavaşlatmak için kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*4 avuç dolusu defne yaprağı 1 kuvvet kaynar suya suya atılarak ılınınca bu su içinde 1 saat oturup banyo olarak da uygulanabilir. Bu banyo soğuk algınlığı sebebiyle meydana gelen her türlü ağrılara ve bayanlarda adet zamanı sancıları ile basit vajinal akıntılarda faydalıdır. Bedeni uyarır zindeleştirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Bitkinin meyvelerinden yapılmış olan defne yağı, bedende anjin, (boğaza haricen sürülür) romatizma, sinüzit nedeniyle ağrıyan yerlere sürülerek rahatlama sağlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*10gr defne tohumları balla macun yapılır. Kaşık kaşık yenir. Baş ağrısına, romatizmaya nefes darlığına iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Çay olarak içmek için 5 bardak kaynar suya 2-3 yaprak atılır. 2-3 dakika kaynatılır. 10 dakika beklenir. Yemekten sonra veya yemek araları günde 2-3 fincan içilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Hazmettirici ve uyku için 3 bardak suya 2 yaprak konur 3 dakika kaynatılır. Akşam yemeğinden sonra 1 fincan içilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*4 bardak suya 5-10 gr meyve atılır. 1-2 dakika kaynatılır. 10 dakika bekletilir. Günde 3 kere 1 er fincan içilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Anjin, ağız ve yaraları için 4 bardak suya 5 yaprak konur. 3-4 dakika kaynatılır. 5-10 dakika demlendirilir. Gargara yapılır, sinüzit ağrılarının bulunduğu yere kompres yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Defne yağı romatizma ağrılarda sürülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Defne sabunu saç dökülmesini yavaşlatır. Deri mantarlarına etkilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Bir-iki adet taze defne yaprağı fasulye, mercimek, nohut, pirinç gibi kuru yiyeceklerin içine konursa onların kurtlanmalarını önler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Et balık yemeklerine güzel koku verir. 2-3 günlükse de bayatlığını alır .&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8574829728358927238-239394951111646490?l=cicekvebakim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/feeds/239394951111646490/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/defne.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/239394951111646490'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/239394951111646490'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/defne.html' title='Defne'/><author><name>Murat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00255161170857836638</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/SinSwwCuZRI/AAAAAAAAAA0/pY_K_fPtRg0/s72-c/defne.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8574829728358927238.post-6978636567056117447</id><published>2009-06-11T10:57:00.000-07:00</published><updated>2009-06-11T10:57:01.534-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çiçek Çeşitleri'/><title type='text'>Sümbül</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/Si2JfDRE9II/AAAAAAAAAB0/h84DXRnkFbo/s1600-h/sumbul.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 297px; height: 223px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/Si2JfDRE9II/AAAAAAAAAB0/h84DXRnkFbo/s320/sumbul.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5345079499304531074" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Sümbül, Hyacinthus cinsine ait soğanlı bitkilerden olup daha önce Zambakgiller (Liliaceae) familyasının üyesi olarak kabul edilmekte iken şimdi yeni bir familya olan Hyacinthaceae altında incelenmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sümbüllerin anayurdunu doğuda İran ve Türkmenistan'a kadar dağılım gösteren doğu Akdeniz bölgesi oluşturmaktadır. Hyacinthus, Yunan mitolojisinde Sparta Kralı'nın genç oğlu olup yeniden doğuşu simgelemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İslam peygamberi Muhammed'in "İki somun ekmeğimden birini sümbüller almak için değişirdim, ki onlar benim ruhumu besler." dediğine şahid olunmuştur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8574829728358927238-6978636567056117447?l=cicekvebakim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/feeds/6978636567056117447/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/sumbul.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/6978636567056117447'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/6978636567056117447'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/sumbul.html' title='Sümbül'/><author><name>Murat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00255161170857836638</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/Si2JfDRE9II/AAAAAAAAAB0/h84DXRnkFbo/s72-c/sumbul.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8574829728358927238.post-8706414452321434492</id><published>2009-06-10T21:26:00.000-07:00</published><updated>2009-06-10T21:26:00.610-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çiçek Çeşitleri'/><title type='text'>Karanfil</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/Si2QKpVruDI/AAAAAAAAACc/pypSyEixTFw/s1600-h/karanfil.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/Si2QKpVruDI/AAAAAAAAACc/pypSyEixTFw/s320/karanfil.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5345086845328537650" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Mersingiller familyasındandır. Anayurdu Endonezya’daki, adı yerli dilinde baharat anlamına gelen Moluk takımadalarıdır. Ama, günümüzde daha çok Afrika kıtasının doğusundaki Zengibar ile Hint Okyanusundaki diğer adalarda yetiştirilmektedir, iklimi uygun olmadığından ülkemizde yetişmeyen karanfil ağacı, 10-20 m’ye kadar boylanabilen ve kışın yapraklarını dökmeyen duyarlı bir bitkidir. Derimsi dokulu, parlak ve iri yaprakları dallarda karşılıklı çiftler halinde dizilmiş olup üzerlerinde salgı bezi benekleri bulunur.&lt;br /&gt;Çan biçimindeki pembe renkli çiçeklerinin tomurcukları kurutulduğunda kırmızımsı kahverengine döner. Hoş kokulu olan bu tomurcuklara kısaca ‘karanfil’ adı verilir. Kısmen gölgeli, soğuk ve rüzgâra karşı korunmalı yerleri seven karanfil ağacı, suyu iyi akıntılı ve asitli toprakları yeğler. Tohumuyla ya da gövde çelikleriyle çoğaltılır.&lt;br /&gt;Karanfil tomurcuklarında ogenol (ojenol) adı verilen hidrokarbon, şahsilik asit ve karyofıllin içeren bir uçucu yağ (esans) bulunur. Karanfılyağı da denilen bu esans,&lt;span class="fullpost"&gt; diş hekimliğinde sıkça yararlanılan antiseptik ve ağrı kesici ilaçların yapımında kullanılır. Karanfil tomurcukları ise, bazı reçel, yemek, turşu ve baharatlı şarapların yapımında çeşni olarak kullanılmaktadır.&lt;br /&gt;Karanfil tomurcuklarının ve karanfilyağının sağlığa yararlı etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle özetlenebilir:&lt;br /&gt;1. Karanfil tomurcukları uyarıcıdır. Özellikle sindirim sistemi üzerinde uyarıcı etki yapar.&lt;br /&gt;2. Gaz söktürücüdür.&lt;br /&gt;3. Mide bulantısını bastırır. Kusmaları önler.&lt;br /&gt;Bu etkilerinden yararlanılmak üzere piyasada satılan karanfil tomurcuklarından bir tutam (7-8 tane) alınıp 1 bardak kaynar suya atılır. 10 dakika demlendirilerek hazırlanan infüzyon ılık olarak içilir.&lt;br /&gt;1. Karanfil tomurcukları nefesin kötü kokusunu yok eder. Bunun için tomurcuklar ağızda çiğnenip sert bakiye tükürükle atılır ya da yukarda tarifi verilen infüzyonla gargara yapılır.&lt;br /&gt;2. Karanfil tomurcuğu ağrı kesici ve hafif uyuşturucudur. Bu etkilerinden yararlanılarak diş ağrısını kesmekte kullanılır. Bir adet karanfil tohumu ağıza alınır. Ağrıyan çürük dişin yakınına getirilir ve bir süre orada tutulur ya da gene piyasada satılan karanfilyağı biraz pamuğun üzerine damlatılır ve pamuk ağrıyan dişe bastırılır.&lt;br /&gt;3. Karanfılyağı romatizma ve nevralji ağrılarının hafifletilmesinde yararlı olur. Bunun için karanfilyağı ağrılı yerlere dıştan ovuşturularak uygulanır.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8574829728358927238-8706414452321434492?l=cicekvebakim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/feeds/8706414452321434492/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/karanfil.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/8706414452321434492'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/8706414452321434492'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/karanfil.html' title='Karanfil'/><author><name>Murat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00255161170857836638</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/Si2QKpVruDI/AAAAAAAAACc/pypSyEixTFw/s72-c/karanfil.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8574829728358927238.post-1975619041925395497</id><published>2009-06-10T12:15:00.000-07:00</published><updated>2009-06-10T12:15:00.352-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çiçek Çeşitleri'/><title type='text'>Çan Çiçeği</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/Si2HfisApWI/AAAAAAAAABc/MKvGvL9IK4E/s1600-h/can_cicegi.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 293px; height: 220px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/Si2HfisApWI/AAAAAAAAABc/MKvGvL9IK4E/s320/can_cicegi.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5345077308715738466" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Şemsiye biçimli fuşya-pembe çanağı, renkleri siyahi/mordan koyu kırmızıya kadar değişen, 5cm çiçeklere sahiptir. Güneş alan pergolalar, verandalar ve duvarlar için uygundur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2143 YILLIK TIRMANICI BİTKİ&lt;br /&gt;• Yıllık Tırmanıcı Bitki&lt;br /&gt;• Tohum ekimi kış sonundan ilkbahar başına dek yapılır.&lt;br /&gt;• Bol güneşli alanları tercih eder.&lt;br /&gt;• Yaz ortasından ilk dona kadar çiçek açar.&lt;br /&gt;• Yükseklik 3m&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tohum ekim talimatları:Kış sonundan ilkbahar başına dek, kaliteli torfun içine üzerini örterek ekin. Torfun nemli fakat ıslak olmadığından emin olun ve genelde 12-40 gün alan çimlenme sonrasına kadar polietilen bir torba içerisinde 15-18˚C sıcaklık aralığında tutun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetiştirme talimatları:8cm’lik saksılara sığacak kadar büyüdüğünde yerini değiştirin ve daha soğuk koşullarda büyütün. Son olarak 13cm saksılara yerleştirin. Donma &lt;span class="fullpost"&gt;riskini önlemek amacıyla açık havaya ekmeden önce 10-15 gün boyunca yavaş yavaş dış koşullara göre iklimlendirin, birbirinden 23cm uzaklıkta olacak şekilde derin, nemli, hafif zengin bir toprağa ekin. Farklı bir biçimde, 20cm’lik saksılara yerleştirin ve saksıları sonbaharda çiçeklenecekleri soğuk seraya taşıyın.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8574829728358927238-1975619041925395497?l=cicekvebakim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/feeds/1975619041925395497/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/can-cicegi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/1975619041925395497'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/1975619041925395497'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/can-cicegi.html' title='Çan Çiçeği'/><author><name>Murat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00255161170857836638</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/Si2HfisApWI/AAAAAAAAABc/MKvGvL9IK4E/s72-c/can_cicegi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8574829728358927238.post-1611813062655736147</id><published>2009-06-09T19:14:00.000-07:00</published><updated>2009-06-09T19:14:00.698-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çiçek Çeşitleri'/><title type='text'>Çin Gülü</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/SinRzfXclkI/AAAAAAAAAAs/C95HGr5xkXo/s1600-h/cin_gulu.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/SinRzfXclkI/AAAAAAAAAAs/C95HGr5xkXo/s320/cin_gulu.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5344033115375179330" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bahçelerde iyi bakıldığı taktirde boyları 2,5 metreye kadar çıkabildiği olur. Bitkinin ucu sivri ve rengi yeşil olan irice yaprakları; yaz ve sonbahar mevsimlerinde 10-12 cm uzunlukta boru biçiminde açan yalınkat koyu kırmızı veya katmerli pembe renkli güzel çiçekleri olur. Gövde çelikleri ile çoğaltımı sağlanır. Kaktüslere bakınız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÇİN GÜLÜ (HİBİSCUS ROSA SİNENSİS)&lt;br /&gt;Genel Özellikleri&lt;br /&gt;* Yaprakları kalp şeklinde, kenarları dişli, sivri uçlu, uzun saplı ve parlak yeşil; çiçekleri kırmızı, pembe, sarı ve beyaz renklerde, yalınkat veya katmerli, ağaçcık veya çalı formunda bitkilerdir.&lt;br /&gt;Anavatanı Tropik Doğu Hindistan ve Çin’dir. Tabiatta 300 türü bulunan Hibiscus cinsinin süs bitkileri yetiştiriliciliğinde önemi olan tek türü H.rosa-sinensis’tir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İklim İstekleri&lt;br /&gt;* Kışın en uygun sıcaklık 13-18 olup, 7C’nin altına düşmemelidir. Yüksek orantılı &lt;span class="fullpost"&gt;nem ister. Aydınlık, ama bitkinin zarar görmemesi için yakıcı güneş ışığı almayan yarı gölge yerlerde bulundurulmalıdır.&lt;br /&gt;Toprak istekleri&lt;br /&gt;* John Innes saksı kompostu No.2 veya 3’te iyi gelişir. Yani daha yüksek düzeyde besin maddesi istendiğinde boynuz ve tırnak unu ile kalsiyum fosfat ve potasyum sülfat oranları 2 kat artırılır. Boynuz ve tırnak unu ile kalsiyum fosfat ve potasyum sülfat oranları 3 kat artırılırsa bu karışım bitkiye verilmesi için uygun halde bir toprak karışımı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üretim Tekniği&lt;br /&gt;* Üretimi çelik ile yapılır. Nisan-Ağustos ayları arasında çelikler odunlaşmamış sürgünlerden 7.5-10 cm uzunluğunda olmak üzere yapılır. Alınan çelikler hacim olarak eşit miktarlarda turba ve kumun karışımından oluşan harca dikilirler. Ortam sıcaklığı 18C dolayında tutulduğunda çelikler 3-4 hafta içerisinde köklenirler.&lt;br /&gt;Gübreleme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Her yıl Şubat sonundan Mart ayı başına kadar saksı değiştirme yapılır. Nisan-Eylül ayları arası haftada bir kez 2-3 g/1 kompoze gübre verilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sulama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* İlkbahar ve yazın özellikle çiçek tomurcukları oluşmaya başladıktan sonra bol su verilmeli, çok sıcak havalarda yapraklara su püskürtülmelidir. Ekim’den Ocak’a değin olan dinlenme döneminde ise bitkiye verilen su miktarı azaltılarak saksı toprağı orta derecede nemli tutulmalıdır.&lt;br /&gt;Budama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Yaşlı bitkilerin gövdesi topraktan itibaren 15 cm kalacak şekilde erken ilkbaharda kesilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalık ve Zararlıları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Önemli hastalıkları Yaprak Dökülmesi, Bakteriyel Yaprak Lekesi, Kurşuni Küf ve Fungal Yaprak Lekesi; zararlıları ise Kırmızı Örümcekler,Yaprak Bitleri, Beyaz Sinek ve Unlu Bitler’dir.&lt;br /&gt;* İç mekan süs bitkilerinde yaprakların nekroz oluşmadan önce yaprak dökülmelere yol açan nedenler şunlardır;&lt;br /&gt;* Kışın saksı toprağının çok nemli tutulması, çiçekli halde iken bitkiye çok su verilmesi, saksı toprağının çok kuru bırakılması, yeterli havalanmaya olanak vermeyen sıkışmış saksı toprağı, saksı değiştirme sırasında bitkinin çok fazla budanması, bitkinin hava akımına bırakılması, kışın bitkilerin düşük sıcaklıklara maruz bırakılması.&lt;br /&gt;* Yaprak lekesi;&lt;br /&gt;* Genellikle yaşlı yapraklarda görülür. Lekelerin üzeri duman rengi fungal rengi örtü ile kaplıdır.&lt;br /&gt;* Mücadelesi;&lt;br /&gt;* Hastalıklı bitkileri ortadan kaldırmalı, Sıcak hava, fazla nem ve aşırı sulamadan kaçınılmalıdır.&lt;br /&gt;* Captain 50 (W.P.) 25 g (10/1 suya) ve Maneb 80 (W.P.) 17.5g (10/1 suya) preparatlar uygulanabilir.&lt;br /&gt;* Kurşuni küf;&lt;br /&gt;* Yaprak, gövde ve çiçeklerde etkilidir. Fazla nemli ortamlarda bu bitki kısımlarının üstlerini gri küf tabakası kaplar. Bulaşmalar çiçeklerde küçük koyu renkli lekeler halinde görülür.&lt;br /&gt;* Uzun süre devam eden %85’in üzerindeki orantılı nem ve özellikle 15-25 C sıcaklıklarda hastalığın yayılması için en uygun ortamdır.&lt;br /&gt;* Mücadelesi ve alınacak önlemler için;&lt;br /&gt;* Yayılma koşulları olan sıcaklık ve nem oranlarını uygun düzeyde tutmak,&lt;br /&gt;* Hastalık parazit olduğu için bitkiyi yaralayan ve zarar veren her türlü faktörden kaçınılmalı,&lt;br /&gt;* Captan 50 , su ile karışabilen toz halindeki ilaç yani formülasyonu w.p. olarak, 10lt ‘ye 1lt suya doz uygulanarak 15 gr uygulanmaktadır.&lt;br /&gt;* Dichlofluanid 50, w.p. 10/1 dozda 20g preparat uygulanır.&lt;br /&gt;* Vinclozolin 50, w.p. 10/1 dozda 7.5g preparat uygulanır.&lt;br /&gt;* Kırmızı Örümcekler,&lt;br /&gt;Akar adı ile tanınırlar. Çıplak gözle zor fark edilirler. Vücutları oval yumuşak ve yapılı, üzerlerinde seyrek uzun kıllar bulunur.&lt;br /&gt;* Akarlar, bitkilerin yapraklarının özellikle alt kısmını sokup bitki öz suyunu emerler. Ayrıca emme sırasında salgıladıkları zehirli maddelerden dolayı yapraklarda beyaz, sarı ve kahverengimsi lekeler oluşur. Bitkinin yapraklarının tümünü kurutabilir.&lt;br /&gt;* Mücadelesi, akarları öldüren Propargite 73 E.C. ( sıvı görünümünde % 20-50 arasında etkili madde içeren) 8-10 cc’lik 10/1 suya preparat veya Dicofol 20 E.C. ( sıvı görünümünde % 20-50 arasında etkili madde içeren) 15 cc’lik 10/1 suya preparat hazırlanarak uygun bir pulverizatör ile bitkiye püskürtülmelidir. İlaçlama sırasında özellikle yaprakların alt kısmına ilaçlanmasına dikkat edilmelidir.&lt;br /&gt;* Yaprak bitleri,&lt;br /&gt;Püseron, ballık adları ile tanınırlar. Vücutları yumuşak bazen hafif tozlu veya bir mum salgısı ile örtülü olabilirler. Renkleri yeşil, siyah, sarı, kırmızı, beyaz ve kahverengimsidir.&lt;br /&gt;* Yaprak bitleri bitkileri sokup bitki öz suyunu emerek yaşar. Emme sırasında salgıladıkları toksik ve tahriş edici maddelerle yaprak kıvrılması veya şişkinlik gibi anormal oluşumlara neden olurlar. Yaprak sararır ve kurur. Virus hastalıklarını taşıyarak önemli zararlara yol açarlar.&lt;br /&gt;* Mücadelesi, aşağıda adı ve kullanım dozu verilen ilaçlardan birisi su ile karıştırarak uygun bir pülvizatörle bitkiye püskürtülmelidir.&lt;br /&gt;* Parathion-methyl 35 E.C. ( sıvı görünümünde % 20-50 arasında etkili madde içeren) 10 cc’lik 10/1 suya preparat veya Malathon 20 E.C. ( sıvı görünümünde % 20-50 arasında etkili madde içeren) 25 cc’lik 10/1 suya preparat kullanılabilir.&lt;br /&gt;* Beyaz Sinek, ergin vücudu soluk sarı renkte olup, kanatlar üzerindeki beyaz mum tabakası nedeniyle genel olarak beyaz renkte görünür. Larvalar yaprağa yapışık olup şeffaf renktedir. Yaprakların alt yüzeyinde beslenirler. Yılda 9-10 döl verebilirler. Bitki Öz suyunu emerler. Larva ve erginler bitki öz suyunu emerek beslenirler, bitkinin zayıflamasına, yaprakların sararmasına, neden olurlar. Ayrıca beslenme sırasında tatlı ve yapışkan bir madde salgıladığından yapraklar üzerinde fumajin denen mantar gelişerek bitkinin görünümünü bozar ve pazar değerini düşürür. Bunun yanısıra erginleri bazı virus hastalıkları taşıyıcısıdır.&lt;br /&gt;* İlaçla mücadele olarak;&lt;br /&gt;* Cypermethrin 2-- E.C. (Sıvı görünümünde, genellikle % 20-50 arasında etkili madde içeren), 10/1 dozda 3 cc preparat,&lt;br /&gt;* Amitraz, 20, E.C. (Sıvı görünümünde, genellikle % 20-50 arasında etkili madde içeren), 10/1 dozda 30 cc preparat,&lt;br /&gt;* Unlu bitler;&lt;br /&gt;* Kabuklu bitlerle akraba olmalarına rağmen süs bitkilerindeki önemleri dolayısıyla farklılık göstermektedir. Sarımsı renkte olan vücudun üzeri una benzer mumlu maddelerden oluşmuş bir örtü tabakasıyla kaplı olduğundan beyaz renkte görünür.&lt;br /&gt;* Kabuklu bitlerle bitkilerde benzer zararlar göstermeleriyle birlikte ilaçlarla mücadelesi şu şekilde yapılmaktadır;&lt;br /&gt;* Azinphos-methyl 35, E.C. (Sıvı görünümünde, genellikle % 20-50 arasında etkili madde içeren), 10/1 dozda 10 cc preparat,&lt;br /&gt;* Dichlorvos 50, E.C. (Sıvı görünümünde, genellikle % 20-50 arasında etkili madde içeren), 10/1 dozda 20 cc preparat,&lt;br /&gt;* Diazinon 20, E.C. (Sıvı görünümünde, genellikle % 20-50 arasında etkili madde içeren), 10/1 dozda 20 cc preparat,&lt;br /&gt;* Malathion 50, , E.C. (Sıvı görünümünde, genellikle % 20-50 arasında etkili madde içeren), 10/1 dozda 20 cc preparat seklinde hazırlanıp bitkiye verilir.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8574829728358927238-1611813062655736147?l=cicekvebakim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/feeds/1611813062655736147/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/cin-gulu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/1611813062655736147'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/1611813062655736147'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/cin-gulu.html' title='Çin Gülü'/><author><name>Murat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00255161170857836638</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/SinRzfXclkI/AAAAAAAAAAs/C95HGr5xkXo/s72-c/cin_gulu.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8574829728358927238.post-6569458604473222228</id><published>2009-06-09T07:46:00.000-07:00</published><updated>2009-06-09T07:46:00.636-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çiçek Çeşitleri'/><title type='text'>Çuha Çiçeği</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/Si2HHjJTp8I/AAAAAAAAABU/RpbpG5BmFbg/s1600-h/cuha_cicegi.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 287px; height: 215px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/Si2HHjJTp8I/AAAAAAAAABU/RpbpG5BmFbg/s320/cuha_cicegi.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5345076896521758658" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her çayırda, orman kenarlarında, fundalıkların altında yetişir. İlkbaharda çiçekler toplanır.&lt;br /&gt;KULLANIM TABLOSU&lt;br /&gt;Çay: 250 gr. suya dolu çay kaşığı çiçek haşlanır, demlenir ve süzülür.&lt;br /&gt;Kanı temizleyen ilkbahar çayı: 50 gr. çuha çiçeği, 50 gr. genç mürver ağacı goncaları, 15 gr. ısırgan yaprağı, 15 gr. karahindiba kökünün hepsini karıştırın. 250 gr. suya bir dolu çay kaşığı hesaplayarak haşlayın, demleyin süzün. Biraz balla tatlandırabilirsiniz, gün boyu iki fincan için.&lt;br /&gt;HASTALIKLAR&lt;br /&gt;Uykusuzluk, kan temizleme, romatizma, gut hastalığı, sinirsel baş ağrıları, migren, ödem, inme ve felç gibi hastalıklara iyi gelir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8574829728358927238-6569458604473222228?l=cicekvebakim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/feeds/6569458604473222228/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/cuha-cicegi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/6569458604473222228'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/6569458604473222228'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/cuha-cicegi.html' title='Çuha Çiçeği'/><author><name>Murat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00255161170857836638</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/Si2HHjJTp8I/AAAAAAAAABU/RpbpG5BmFbg/s72-c/cuha_cicegi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8574829728358927238.post-7013307197257773076</id><published>2009-06-08T22:19:00.000-07:00</published><updated>2009-06-08T22:19:00.283-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çiçek Çeşitleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güller'/><title type='text'>Gül</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/Si2Oe3cy_PI/AAAAAAAAACE/juI6_yq-zkU/s1600-h/gul.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 299px; height: 225px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/Si2Oe3cy_PI/AAAAAAAAACE/juI6_yq-zkU/s320/gul.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5345084993690598642" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Gül, sevginin ifadesidir. Güller insanoğlunun bildiği, aşkı, sihiri, sevgiyi, ümidi ihtirası sembolize eden ilk çiçeklerden biridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk Gül fosili 3.5 milyon yıl öncesine aittir ve Irak'da Sümerlere ait yazıtlarda kayıtlara geçmiştir.Bilinen bu ilk güllere "Damask" gülleri denir ve eski Mısır Mezarlarında bulunmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Modern Güller ise 1867 yılında ilk defa hibridleme yöntemleriyle üretilmişlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih boyunca botanistler 200 gül çeşidi sınıflandırması yapmışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nebukednazar kendi sarayında dekoratif olarak gülleri kullanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Persia" adını verdiği parfüm yağını geliştirmiştir.Çok farklı anlamlar ifade eden &lt;span class="fullpost"&gt;güllerin çok farklı renkleri vardır.Ayrıca günümüzde hibridleme yöntemleri ile çok değişik şekil ve renkde güller üretilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10.000 in üzerinde gül hibridleme yöntemi ile üretilmektedir ve genelde o gülü ilk üreten kişinin adı ile anılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gallicas, Damasks, Albas, Centifolias, Mosses, Chinas, Portlands, Bourbons, Teas, Hybrid Perpetuals ve Noisettes modern klasik gül çeşitleridir. Ve genelde üretildikleri yer veya kişinin adı ile anılmaktadır. Eski güller modern güllerden daha fazla kokulu veaslidir. Parmümlerde daha çok eski güller tercih edilir.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8574829728358927238-7013307197257773076?l=cicekvebakim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/feeds/7013307197257773076/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/gul.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/7013307197257773076'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/7013307197257773076'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/gul.html' title='Gül'/><author><name>Murat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00255161170857836638</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/Si2Oe3cy_PI/AAAAAAAAACE/juI6_yq-zkU/s72-c/gul.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8574829728358927238.post-3499055370300758817</id><published>2009-06-08T14:43:00.001-07:00</published><updated>2009-06-08T14:44:12.631-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çiçek Çeşitleri'/><title type='text'>Yeni Bahar</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/Si2GC6UAazI/AAAAAAAAABM/ejnBag7HmcA/s1600-h/Yeni_bahar.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 283px; height: 213px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/Si2GC6UAazI/AAAAAAAAABM/ejnBag7HmcA/s320/Yeni_bahar.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5345075717329677106" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Yenibahar (Pimenta officinalis ya da Pimenta racemosa), Mersingiller ailesinden Amerika'nın sıcak bölgelerinde yetişen bir bitki türüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batı'da "Jameika Biberi" olarak da bilinir. Başta Jameika olnak üzere, Maksika ve Malezya'da yetiştirilen Yenibahar, "Pimento Officinalis" adlı bitkinin, olgunlaşmamış meyvelerinden elde edilir. Özellikle köftelerde kullanılıyor. Yılda 500 ton tüketiliyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8574829728358927238-3499055370300758817?l=cicekvebakim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/feeds/3499055370300758817/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/yeni-bahar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/3499055370300758817'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/3499055370300758817'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/yeni-bahar.html' title='Yeni Bahar'/><author><name>Murat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00255161170857836638</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/Si2GC6UAazI/AAAAAAAAABM/ejnBag7HmcA/s72-c/Yeni_bahar.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8574829728358927238.post-2756855035059390335</id><published>2009-06-07T19:12:00.000-07:00</published><updated>2009-06-07T19:12:01.012-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çiçek Çeşitleri'/><title type='text'>Nergis</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/SinQmktbVMI/AAAAAAAAAAk/BZU8TiO97Lg/s1600-h/Nergis.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 263px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/SinQmktbVMI/AAAAAAAAAAk/BZU8TiO97Lg/s320/Nergis.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5344031793959621826" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Taç yaprakları, beyaz veya sarının karışımları şeklinde görülen Nergislerin anavatanları Avrupa'dır. Bu bitkilerin en çok tür zenginliğine İspanya ve Portekiz'de rastlanmaktadır. Ancak doğal olarak tüm Akdeniz kıyılarında, hatta bunun uzantısı olan Japonya'ya kadar aynı enlem dereceleri arasında görülmektedir. Dünyada Avrupa, Kuzey Amerika, Kuzey Afrika ülkelerinde tarımı yapılmaktadır. Narcissus poeticus, Türkiye'de Ege Bölgesi'nde özellikle Karaburun ve Mordoğan'da yetiştirilmektedir. Mordoğan, nergisin anayurdu olarak sayılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: http://tr.wikipedia.org&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8574829728358927238-2756855035059390335?l=cicekvebakim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/feeds/2756855035059390335/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/nergis.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/2756855035059390335'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/2756855035059390335'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/nergis.html' title='Nergis'/><author><name>Murat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00255161170857836638</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/SinQmktbVMI/AAAAAAAAAAk/BZU8TiO97Lg/s72-c/Nergis.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8574829728358927238.post-4722249183391838128</id><published>2009-06-06T19:08:00.000-07:00</published><updated>2009-06-06T19:08:00.292-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çiçek Çeşitleri'/><title type='text'>Gladiolus (Glayöl)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/SinP3SfTpiI/AAAAAAAAAAc/2ucc6PTcQF4/s1600-h/Gladiolus.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px; height: 312px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/SinP3SfTpiI/AAAAAAAAAAc/2ucc6PTcQF4/s320/Gladiolus.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5344030981614708258" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Glayör çiçeği yassı soğanlı, kılıç gibi yassı ve sivri yapraklı, güzel çiçekli, çok uzun ömürlü otsu bitki çeşitlerindendir. Yukarı kısmında çiçeklerinin yer aldığı sapının yüksekliği 1.50 m civarındadır. Çiçekler, sapın üstünde bir yanda dizili öbekler halinde bulunur, huni yada boru biçiminde olan çiçek çevresi bakışımlıdır. Glayör çiçeklerinin meyvesi üç bölmeli bir kapsüldür. Glayör çiçekleri süsengiller familyasındandır. Glayörün bazı türleri Gladiolus communis, gladiolus segetum, gladiolus italicumdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Glayöller en tanınmış soğanlı bitkilerdendir.Onları genellikle kesme çiçek olarak görürüz.Ama bir parça güneş gören toprağınız varsa bu gösterişli çiçeği kolaylıkla yetiştirebilirsiniz.Glayöllerin farklı cinsleri bulunur..Bildiğimiz büyük çiçekli melez olanlarından başka, yazın devamlı açan küçük çiçekli tabii bir türü daha vardır. Glayöl bol güneş ve gübreli toprak sever.Yaz boyunca düzenli olarak sulanmalıdır.İklim aşırı soğuk değil ve yeri iyi drenajlı ise soğanlarını topraktan çıkarmaya gerek yoktur.Bulunduğu yerde sürekli yavrulayarak çoğalacaktır. Soğanlar Mart ayından itibaren 15 gün aralıklarla kısım kısım dikilirse bahçe yaz boyu &lt;span class="fullpost"&gt;glayölsüz kalmaz. Bu şekilde 4-5 posta dikim yapılabilir. Glayöl soğanları 6 hafta önce kazılmış ve iyi hazırlanmış toprağa 10.cm derinlik ve 10-15 cm. aralıklarla dikilir. Büyüyen bitkinin devrilmemesi için rüzgar almayan bir yer seçilmelidir. Gerekirse ince bir çubukla destek yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GLAYÖL YETİŞTİRİCİLİĞİ&lt;br /&gt;Ülkemizde glayöl doğal olarak yetişen ve üretimi en çok yapılan soğanlı, yumrulu, rizomlu süs bitkilerinin başında gelmektedir. Günümüzde kesme çiçekçilikte glayöl önemini giderek artırmasına bağlı olarak üretim alanları da gelişme göstermektedir. Ülkemizde soğanlı, yumrulu, rizomlu süs bitkileri 950 dekarlık bir üretim alanına sahiptir. Glayöl 610 dekar civarındaki üretim alanıyla bu grup içerisinde birinci sırada yer almaktadır. Diğer kesme çiçek olarak üretilen bitkiler arasında da karanfil ve gülden sonra 3. sırada yer alır.&lt;br /&gt;Gerek çiçek gerekse soğan üretim amacıyla birçok bölgemizde glayöl yetiştiriciliği&lt;br /&gt;yapılmaktadır. En çok üretim yapan illerimizin başında soğan üretiminde Kocaeli, İstanbul;&lt;br /&gt;kesme çiçek üretiminde Antalya, İzmir, Adana gelmektedir.&lt;br /&gt;Glayöl İridacae familyasındandır. Soğanımsı gövde (korm) oluşturan bir bitkidir.&lt;br /&gt;Türkçe’de kuzgun kılıcı, keklik çiğdemi, alata zambağı, kılıç otu gibi yörelere göre değişen&lt;br /&gt;isimlerle anılmaktadır. Az masrafla kolay üretilmesi, değişik renkleri, her yıl yer değiştirme&lt;br /&gt;kolaylığı, çiçekli kalma süresinin uzunluğu gibi nedenlerle popüler bir çiçektir.&lt;br /&gt;Gladiolus cinsi içerisinde bilinen, yaklaşık 250 tür yer almaktadır.Bu yabani türlerin&lt;br /&gt;doğal yayılma alanları Akdeniz çevresi, Anadolu, İran ve Güney Afrika’dır. Büyüme ve Gelişme&lt;br /&gt;Glayöl soğanı, nemli ve ılık bir toprağa dikildiğinde, soğanın tabanından dikimden&lt;br /&gt;önce hafif kabarmaya başlamış olan kökler sürmeye başlar. Topraktan sadece su alarak&lt;br /&gt;soğanın depo maddelerini sürgün ucuna akmasını sağlar ve en uçtaki göz (tomurcuk)&lt;br /&gt;soğandaki besin maddelerini kullanarak şişer ve uzamaya başlar. Dikilen soğandaki besinler&lt;br /&gt;tükendikten sonra soğan büzülür ve kurur.&lt;br /&gt;Toprak üstüne çıkan sürgünden önce üç beş adet küt kın yaprak çıkar, daha sonra&lt;br /&gt;gerçek yapraklar çıkmaya başlar. Kın yaprakların görevi, arkadan gelen gerçek yaprakları ve&lt;br /&gt;çiçeği korumaktır. Bu şekilde yaklaşık dikimden 20 gün sonra ilk gerçek yaprak çıkar.&lt;br /&gt;Toprak üstünde ilk gerçek yaprak görüldüğü zaman (dikimden 20 gün sonra) diğer&lt;br /&gt;yapraklar da aşağıda kın yaprakların içinde şekillenmişlerdir ve güneşe doğru sürmeye&lt;br /&gt;hazırdır. Gerçek büyüklüklerini aldıktan sonra bitki beslenmesi için özümleme (besin&lt;br /&gt;maddesi) yapmaya başlar.&lt;br /&gt;Toprak üstünde iki üç yaprak oluştuktan sonra gövdenin toprak altında kalan kısmı&lt;br /&gt;şişmeye başlar ve kalın etli hortum kökler uzamaya başlar. Burada eski soğandan çıkan ince&lt;br /&gt;köklerin ve eski soğanın işi bitmiştir ve hortum kökler su ve besin maddesi alma görevini&lt;br /&gt;üstlenir. Hortum kökler aynı zamanda bitkinin toprağa tutunmasını sağlar.&lt;br /&gt;Hortum kökler uzamaya, bitkiye gerekli su ve besin maddelerini almaya devam&lt;br /&gt;ederler. Aynı zamanda soğanın tabanında yeni çiçek sapı teşekkül ederek uzamaya başlar.&lt;br /&gt;Toprak altında gövdenin besin biriktirip şişmesiyle oluşan yeni soğan, yapraklarla tamamen&lt;br /&gt;sarılmıştır. Bu sarma ve soğan oluşumu çiçeklerin açılmasından sonraya kadar devam eder.&lt;br /&gt;Yeni soğan oluşurken sezon sonuna doğru yeni soğanın dibinde şişmeler ve bunun ucunda da&lt;br /&gt;yavru soğanlar oluşmaya başlar. Yavru soğanlarda sadece bir yaprak gözü ve bir kök yeri&lt;br /&gt;vardır. Bunlar ince zar yerine sert bir kabukla kaplanmıştır. Yavru olgunlaştıkça bu kabuk da&lt;br /&gt;sertleşmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kın yaprakların içinde altıncı yaprak oluşurken çiçek sapı da oluşmaya başlar ve&lt;br /&gt;dipten yukarıya doğru en eski yaprakların arasından uzar. En son şekillenen kandil ilk önce&lt;br /&gt;görülür. İlk şekillenen kandil ve çiçeğin sapı en son görülür. Çiçek sapının gelişmeye&lt;br /&gt;şekillenmeye başlaması yaklaşık büyüme başlangıcından bir ay sonraya rastlar ve bütün&lt;br /&gt;kandillerin oluşması 7 ile 10 gün içinde tamamlanmış olur.&lt;br /&gt;Bitki büyüme süresi içerisinde altı yedi yaprağı geliştikten sonra çiçeklerin dizildiği&lt;br /&gt;başak yaprakların arasında görülür ve uzamaya başlar. İki hafta içerisinde gerçek boyunu&lt;br /&gt;alır. En alttaki kandil şişerek çiçeğin petal rengi görülür ve kandiller aşağıdan yukarıya&lt;br /&gt;doğru açılır.&lt;br /&gt;Çiçek Soğanı Üretim Yöntemleri&lt;br /&gt;Glayöl soğuklara karşı yarı dayanıklı bir bitkidir. Kışları sert geçen yerlerde kış&lt;br /&gt;sonuna kadar muhafaza edilerek ilkbaharda yeniden dikilme zorunluluğu gösterir. Ertesi&lt;br /&gt;yılın yeni kormu eski kormun üstünde meydana gelir. Bu da kormun dikiminden sonra&lt;br /&gt;yaprakların yaklaşık 20 cm boya ulaştığı zamana rastlar. Yapraklar 40-60 cm boya&lt;br /&gt;ulaştığında yeni korm eski korm kadar irileşir ve köklenmeye başlar. Bu arada yeni ve eski&lt;br /&gt;kormların arasında minyatür haldeki kormeller yada kralenler meydana gelir.&lt;br /&gt;Soğanımsı gövdelerde iki tip kök oluşmaktadır; eski kormun dip kısmından çıkan&lt;br /&gt;tüylü kökler, yeni kormun dibinden çıkan büyük ve etli kökler.&lt;br /&gt;Yeni korm büyüyüp gelişmeye devam ederken eski korm büzülmeye ve içindeki depo&lt;br /&gt;maddelerini çiçeklenme için sarf ettiğinden dağılmaya ve parçalanmaya başlar.&lt;br /&gt;Çiçeklenmeden hemen sonra yapraklar, besin maddesi yapımına devam eder. Bu besin&lt;br /&gt;maddeleri, yeni kormda toplanır. Yaz sonunda yapraklar kuruyup da soğan hasadı&lt;br /&gt;yapıldığında bir veya daha çok sayıda yeni korm ve bunların dibinden çıkan çok sayıda ( 5-&lt;br /&gt;500 adet ) kralen görülür. Çiçek soğan üretimi esas bu yeni kormlar ve kralenler ile&lt;br /&gt;yapılmaktadır.&lt;br /&gt;Glayölde çiçek oluşumu, bir önceki mevsimde ve özellikle çiçeklenmeden sonraki&lt;br /&gt;devre de kormda biriktirilen depo maddeleri miktarına bağlıdır. Glayöllerde serin geceler ve&lt;br /&gt;uzun büyüme devreleri, çok iri kormların oluşumu için uygundur.&lt;br /&gt;Kralen ile Üretim&lt;br /&gt;Bu üretimde çiçeklenme iriliğine dek geçmesi gereken süre iki üç yıl kadardır.&lt;br /&gt;Kralenler boylarına göre üç grupta toplanabilir:&lt;br /&gt;*Çapı 1 cm ve daha fazla olanlar büyük boy&lt;br /&gt;*0.6 cm ile 1 cm arasında olanlar orta boy&lt;br /&gt;*0.6 cm den daha küçük olanlar küçük boy&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel olarak büyük boylu kralenler diğerlerine göre daha kolay çimlenmektedir.&lt;br /&gt;Kralenlerin çimlenmesini kolaylaştırmak için dikim öncesi bazı ön işlemlerin yapılması&lt;br /&gt;gerekir. Bu işlemlerden bazıları şunlardır:&lt;br /&gt;* Mekanik aşındırma&lt;br /&gt;*Sıcak su uygulama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Tuzlu su uygulama&lt;br /&gt;*Etilen kloridlin ile muamele&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kralenler çimlendiği zaman sert kabuğunu kaybeder ve sonraki gelişimiyle kormu oluşturacak minyatür bir yumru meydana getirir. Bu yumrular yapraklar sararmaya başlayınca hasat edilebilir. Kralenlerin dikim öncesi hastalık ve zararlılara karşı ilaçlanması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tohum ile Üretim&lt;br /&gt;Tohum ile üretimde ana bitkiye benzer özellikler taşıyan bitkilerin yanında çok sayıda&lt;br /&gt;farklı özellikte bitkiler de elde edilmektedir. Bu nedenle bu yöntem yeni çeşitlerin elde&lt;br /&gt;edilmesinde ve ıslah çalışmalarında kullanılır.&lt;br /&gt;Tohumlar kışın camekânlarda, ilkbaharda ise açıkta çimlendirilebilir. Tohumdan&lt;br /&gt;itibaren ticari büyüklükte bir korm eldesi için en az üç yıla ihtiyaç vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni Korm ile Üretim&lt;br /&gt;Bu üretim yönteminin ticari bir önemi yoktur. Ancak kralen oluşturmayan ya da çok&lt;br /&gt;az oluşturan glayöl çeşitleri için önem taşıyan bir yöntemdir. Bu yöntemde kromlar bütün&lt;br /&gt;olarak dikilebileceği gibi her bir parçada göz olacak şekilde parçalara bölünerek de&lt;br /&gt;dikilebilir. Bölünen parçaların bölme yüzeyinde çürüme olasılığına karşı, toz bir fungusitle&lt;br /&gt;ilaçlandıktan sonra dikilmeleri gerekir. Bunlar bir iki yılda ticari boyda yumru meydana&lt;br /&gt;getirebilir.&lt;br /&gt;Glayölün pek çok çeşidinde kormlarda genellikle hasat sonrası bir dinlenme periyodu&lt;br /&gt;başlamaktadır. Dinlenmeyi kesmek için bazı kimyasal maddeler kullanılmaktadır. En çok&lt;br /&gt;kullanılan kimyasal maddeler kloform, etilen, propilen, eter ve kralenlere uygulanan etilen&lt;br /&gt;kloridrindir. Etilen kloridrin uygulamasında hasat edilmiş kromlar onbir, oniki gün kadar&lt;br /&gt;kurutulur. Sonra her 1kg korm için 3,3 ml hesabıyla etilen kloridrin ile birlikte kapalı bir kap&lt;br /&gt;içinde muamele edilir ve işlemden sonra dikilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kralenlerin Dikimi ve Bakımı&lt;br /&gt;Kralenler ılıman iklimlerde şubat başında, sert ve soğuk iklimlerde mart ve nisan&lt;br /&gt;başlarında açık arazide önceden hazırlanmış olan toprağa dikilir. Bunlar tavalara serpme&lt;br /&gt;olarak ya da mibzerle sırtlara dikilebilir.&lt;br /&gt;Dikim sıklığı, dekara litre olarak hesap edilir. 1 lt’de farklı büyüklüklerde ortalama&lt;br /&gt;5000 kralen bulunur. Buna göre dekara 200–300 lt civarında kralen dikimi yapılabilir. Dikim&lt;br /&gt;derinliği ortalama&lt;br /&gt;3–5 cm olmakla beraber kralen büyüklüğüne göre değişmektedir.&lt;br /&gt;Dikim sonrası çimlenme görülene kadar toprağın sürekli nemli tutulmasına dikkat&lt;br /&gt;edilmelidir. Çimlenmeden sonra nem miktarı biraz azaltılmaktadır. Burada ot mücadelesine&lt;br /&gt;önem verilmelidir.&lt;br /&gt;Kralenden elde edilecek yumrular, kralenin büyüklüğüne göre değişmektedir. 1 lt&lt;br /&gt;kralenden 2600 civarında yumru elde edilebileceğini yapılan araştırmalarda ortaya&lt;br /&gt;konmuştur. Buna göre dekardan 350.000 adet yumru hasat edilebilir.&lt;br /&gt;Kralenden oluşan yumrular, kökler kahverengileşmeye ve yapraklar da sararmaya&lt;br /&gt;başlarken hasat edilir, ertesi yıl tekrar dikilerek irileştirmek üzere depoda saklanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kralenden Oluşan Yumruların Dikimi, Bakımı ve Hasadı&lt;br /&gt;Kralenden elde edilen yumruların sağlıklı olanları ertesi yıl dikilir. Dikim öncesi&lt;br /&gt;yumruların mantar hastalıklarına karşı, mücadele ilaçları karıştırılmış 46 0C’ deki suda 15&lt;br /&gt;dakika tutulmasında yarar vardır.&lt;br /&gt;Yumru dikiminde toprağın yeterince ısınması beklenilmelidir. Bu nedenle yumrular&lt;br /&gt;kralenlere göre biraz daha geç dikilir. Dikim ayı şubat veya mart sonu, nisan ayı ortalarıdır.&lt;br /&gt;Dikim derinliği yumru büyüklüğüne göre değişmekle birlikte 6–9 cm arasında&lt;br /&gt;olmalıdır. Dikim miktarı da yumru büyüklüğüne bağlıdır. Buna göre m2 ye dikilecek yumru&lt;br /&gt;miktarı kormların ekiminde olduğu gibi ayarlanır. Dikim, açılan çizilere ya da geniş&lt;br /&gt;alanlarda yastıklara, yastıklar arasında 55-60 cm yol bırakılarak yapılır. Dikim aralık ve&lt;br /&gt;mesafesi de yumru büyüklüğüne göre değişmektedir.&lt;br /&gt;Yumru dikimi yapıldıktan sonra en önemli konu sulama zamanının saptanmasıdır. Bu&lt;br /&gt;da köklerin kontrolü ile anlaşılır. Kökler 3cm olana dek sulama yapılmamalıdır. Bundan&lt;br /&gt;önce yapılan sulama köklerin gelişmesini geriletir. Bundan sonraki sulamalar, toprağın nem&lt;br /&gt;durumu kontrol edilerek yapılmalıdır.&lt;br /&gt;Toprak yüzeyindeki sürgünlerin görüldüğü andan başlayarak haftada bir mantar&lt;br /&gt;hastalıklarına karşı koruyucu ilaçlama yapılmalıdır. Bu arada herhangi bir zararlı görülürse&lt;br /&gt;ilaçların içine insektisit katılmalıdır. Sürekli kontrol edilerek, bozuk ve hastalıklı bitkiler&lt;br /&gt;tarladan uzaklaştırılmalıdır. Yüzeydeki yabancı otların da alınması gerekir. Çapalama,&lt;br /&gt;yumru büyüklüğüne bağlı olarak, yumruya zarar vermeyecek şekilde yapılmalıdır.&lt;br /&gt;Glayölde çiçek açımı, en alttaki kandilden başlar. Renkler belirdikten sonra bitkiler&lt;br /&gt;kökü ile çıkarılıp atılır.&lt;br /&gt;Sonbaharda yumrular hemen sökülmeyip toprak üstü aksamının tamamen kuruması&lt;br /&gt;beklenir. Bu süre içinde toprak altı aksamının olgunlaşıp irileşmesi sağlanmış olur. Köklerde&lt;br /&gt;kuruma ve kahverengileşme başlayınca söküm zamanının geldiği anlaşılır. Bununla beraber&lt;br /&gt;son yıllarda yapılan araştırmalar, yaprakların tamamen kurumadan yeşil haldeyken yapılan&lt;br /&gt;hasadın yumru verim ve kalitesine olumlu etkiler yaptığını göstermektedir.&lt;br /&gt;Hasat sırasında geniş alanlar pullukla sürülür. Yumrular yapraklardan çekilerek&lt;br /&gt;çıkarılır. Çiçek sapı ve yapraklar yumru dibinden elle kırılarak ayrılmalıdır. Makasla kesim,&lt;br /&gt;sapın bir kısmının yumruda kalarak zamanla çürüyüp yumruya zarar vermesi nedeniyle&lt;br /&gt;uygulanmamalıdır.&lt;br /&gt;Araştırmalara göre en iyi gelişme gösteren yumrular çapı 1,9 ile 2,5 cm arasında&lt;br /&gt;olanlardır. Bunlardan dekara ortalama 430 bin adet korm elde edilebilmektedir.&lt;br /&gt;Söküm sonrası yumrular, üzerindeki toprak kalıntılarının temizlenmesi için bol su ile&lt;br /&gt;yıkanır ve havadar bir ortamda 20-240C bırakılır. Bu işlemin, tabanı tel örgülü kasalarda&lt;br /&gt;yapılması gerekir. Daha sonra yumrular iriliklerine göre ayrılarak sınıflandırılır ve fungusitle&lt;br /&gt;ilaçlanır. Daha sonra aşağıdaki gibi sınıflandırılır;&lt;br /&gt;*Ekstra boy: çevresi 14cm ve üzeri&lt;br /&gt;* Birinci boy: çevresi 12 -14 cm&lt;br /&gt;* İkinci boy: çevresi 10–12 cm&lt;br /&gt;*Üçüncü boy: çevresi 8–10 cm&lt;br /&gt;*Dördüncü boy: çevresi 6–8 cm&lt;br /&gt;Bu grupların altında kalan yumruların ticari önemi yoktur. Bunlar büyütülmek üzere&lt;br /&gt;yeniden dikilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çiçek Üretimi&lt;br /&gt;Ülkemizde glayöl kesme çiçekçiliği, tüm yıl boyunca gerek açık alanlarda gerekse&lt;br /&gt;kapalı alanlarda yapılabilmektedir. Üreticilerin piyasa koşullarına göre kesin bir&lt;br /&gt;programlama yapması mümkündür. Bu programlama kormların ya farklı zamanlarda&lt;br /&gt;dikilmesi ile ya da erkenci, orta veya geççi varyetelerin kullanılması ile yapılabilir.&lt;br /&gt;*Erkenciler (60-70 gün ) : Peter Pears, Friendship vb.&lt;br /&gt;*Ortalar (90 gün) : Oscar, Gold&lt;br /&gt;*Geçciler (120 gün ) : Victor Borge, Eurovision&lt;br /&gt;Bu varyetelere ait kormlar dış alım yoluyla temin edilmektedir. Alınacak varyetelerin&lt;br /&gt;ülkemiz ekolojisine uygun hibritler olmasına dikkat edilmelidir. Bu amaçla adaptasyon&lt;br /&gt;denemeleri sonucu uygun olduğu saptanmış olan hibritler üreticilere verilmelidir.&lt;br /&gt;Glayöl çiçeği üretiminde kullanılacak olan kormların bir yıl öncesinde aynı amaçla&lt;br /&gt;kullanılmamış olmaları gerekir. Çiçek üretiminde her yıl yeni kormların kullanılması&lt;br /&gt;zorunluluğu vardır. Bir kormun dip kısmındaki tabla genişlemişse, bu kormdan daha önce&lt;br /&gt;çiçek elde edildiği kolaylıkla anlaşılır.&lt;br /&gt;Glayöller çiçek taslaklarını çiçek açmadan kısa bir süre önce oluşturur. Toprak nemi&lt;br /&gt;ve sıcaklığına bağlı olarak çiçek taslaklarının oluşum süresi, bazı araştırıcılara göre dikimden&lt;br /&gt;30 gün sonra, bazılarına göre de 47 gün sonradır. Hasat mevsiminde ise kormlar derin bir&lt;br /&gt;dinlenme içinde olurlar. Bu dinlenmenin yüksek sıcaklıklarda ( 20–30 0C ) yavaş, düşük&lt;br /&gt;sıcaklıklarda ( 5–10 0C ) ise çabuk geçtiği bildirilmektedir.&lt;br /&gt;Dinlenme periyodunun uzatılması ise kormların nemli bir ortamda 25-27 0C&lt;br /&gt;depolanması ile elde edilebilmektedir. Uzun süre muhafaza edilecek kormlar ise soğuk hava&lt;br /&gt;depolarında 4–6 0C dikime kadar bekletilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekolojik İstekler&lt;br /&gt;Glayöl gelişmesinin ilk döneminde ısı ve ışık isteklerine karşı duyarlıdır. Çünkü başak&lt;br /&gt;oluşumu bu döneme rastlar. 1-2 0C’ lik gece ısıları özellikle bitkinin ikinci ve yedinci yaprak&lt;br /&gt;arasındaki dönemde çiçeklenme yüzdesine, her başaktaki çiçek sayısına ve bitkinin&lt;br /&gt;boylanmasına olumsuz yönde etkiler.&lt;br /&gt;Işık eksikliği ise dört ve altıncı yaprak arasındaki sürede olumsuz bir etki yapar. Ekim&lt;br /&gt;ayı ortasında dikilmiş olan soğanlar (2 ile 7. yaprak) 15 kasım – 15 ocak tarihleri arasında&lt;br /&gt;kritik döneme girer. Bu ülkemiz iklim kuşağında ısı ve ışık miktarı toplamının minimum&lt;br /&gt;olduğu döneme rastlar. Bu dönemi atlatabilmek için dikimi önceye veya sonraya almak&lt;br /&gt;gerekir.&lt;br /&gt;Seralarda iyi bir havalandırma sağlanmalıdır. Sıcaklık ve nispi nemin aşırı&lt;br /&gt;farklılıklarından kaçınılmalıdır. Havalandırma işlemi kademeli olarak yapılmalıdır. Çünkü&lt;br /&gt;ani havalandırma yaprak uçlarında kurumalara neden olur.&lt;br /&gt;Glayöl uzun gün bitkisi olup fotoperiyodun kısalması sap, başak uzunluklarını ve&lt;br /&gt;kandil sayısını azaltır. Araştırıcılar kısa kış günlerinin çiçeklenmeyi önemli ölçüde&lt;br /&gt;etkilediğini saptamışlardır. Kışın bu etki hem günlerin kısalığı hem de ışık yoğunluğunun&lt;br /&gt;azalması şeklinde çift taraflı olmaktadır. Glayöl özellikle 4–6 yaprak döneminde toplam ışık&lt;br /&gt;enerjisine karşı duyarlıdır. Bu dönemde ilave ışık verilmesi 7 hafta m2 60 W ve günde iki&lt;br /&gt;saat çiçek gelişmesine olumlu etki yapmıştır.&lt;br /&gt;Yalova, Antalya ve Mersin de kış aylarında yapılan dikimlerde, dikimden&lt;br /&gt;çiçeklenmeye kadar geçen zaman daha uzun olmuştur. Güneş veya gölge koşullara göre&lt;br /&gt;glayölün çiçeklenme zamanı farklı olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kültürel İşlemler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toprak Hazırlığı&lt;br /&gt;Glayöl üretimde her türlü bahçe toprağı kullanılabilirse de hafif, süzek ve derin&lt;br /&gt;topraklar tercih edilmelidir. pH isteği 6,5–7,4 olup çok kireçli topraklarda gelişme yavaştır.&lt;br /&gt;Kök aksamı 40–50 cm derine uzanabildiği için toprak derin işlenmelidir. Kumlu topraklarda&lt;br /&gt;yetiştiriciliğin yapılabilmesi için özellikle yağışlı dönemlerde sık sık gübreleme yapılması&lt;br /&gt;gerekir.&lt;br /&gt;Glayölün besin maddesi ihtiyacı, bir önceki dönemde ana kormun gübrelenmesine&lt;br /&gt;bağlıdır. Bununla beraber kumlu topraklarda yetiştirilen glayöller için toprağa nitrojenli,&lt;br /&gt;potasyumlu ve fosforlu gübre verilmelidir. Kalsiyum, magnezyum, demir gibi diğer besin&lt;br /&gt;elementleri iz olarak toprak hazırlığı sırasında toprak analiz sonuçlarına göre ilave&lt;br /&gt;edilmelidir. Gübre uygulaması için dört dönem tavsiye edilmektedir:&lt;br /&gt;*Dikim öncesi&lt;br /&gt;* İkinci ve üçüncü yaprak oluşum öncesi&lt;br /&gt;*Çiçek taslağının yapraklar arasında görülmeye başladığı dönem&lt;br /&gt;*Çiçeklenmeden iki hafta sonra yeni korm ve kormellerin gelişimi için&lt;br /&gt;Glayöl dikimi bir yıl önceden iyice gübrelenmiş, işlenmiş topraklara yapılırsa gelişme&lt;br /&gt;çok daha iyi olacaktır. İyi yanmış çiftlik gübresi dekara 4-5 ton karıştırılırsa toprak yapısını&lt;br /&gt;olumlu yönde etkiler. Seralarda toprağın buhar ya da kimyasal yöntemlerle sterilizasyonu&lt;br /&gt;yarar sağlar.&lt;br /&gt;Soğanlı, yumrulu, rizomlu süs bitkilerinden soğuğa dayanıklı olanlar sonbaharda,&lt;br /&gt;sıcağa dayanıklı olanlar ise ilkbaharda dikilmelidir. Glayöl kışa yarı dayanıklı olduğundan&lt;br /&gt;ilkbaharda dikilmektedir. Ancak kış dikimlerinde kaliteli çiçek eldesi için ek ışıklandırmaya&lt;br /&gt;gerek duyulmaktadır.&lt;br /&gt;Seralarda yapılan yetiştiricilikte genellikle tava sistemi kullanılmaktadır. Kullanılacak&lt;br /&gt;kormların çapları 10-12 cm’nin üzerinde ise 15–20 cm aralıklarla dikilmesi avantaj sağlar.&lt;br /&gt;Tarla yetiştiriciliğinde daha küçük ölçüdeki kormlar kullanılabilir. Dikim derinliği; iri&lt;br /&gt;kormlar için 15-23 cm, orta büyüklükteki kormlar için 13-16 cm’dir.&lt;br /&gt;Kullanılacak tür ve çeşitlere göre dikim zamanı değişmektedir. Erken çiçek elde etmek&lt;br /&gt;için seçilen çeşit, ısıtılan seralarda kasım ortasından aralık başına kadar dikildiğinde nisan&lt;br /&gt;ortasında çiçeklenme başlamaktadır. Geç çiçeklenen çeşitler, ocak sonundan itibaren&lt;br /&gt;ısıtılmalı seralara dikildiklerinde çeşitlere göre mayıs başından itibaren çiçek açmaktadır.&lt;br /&gt;Dikim zamanı kadar dikim materyalinin büyüklüğü de çiçeklenmeye etki eden bir&lt;br /&gt;faktördür. Erken ve kaliteli çiçek elde etmek için ekstra kormlar ya da 1. ve 2. boy kormlar&lt;br /&gt;tercih edilmelidir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakım&lt;br /&gt;Glayölde dikim sonrası yabancı otlara ve kaymak tabakasına karşı yüzeysel çapalama&lt;br /&gt;yapılmalıdır. Fazla su isteyen bir bitki olmasına karşın toprağı iyice kurumadan su&lt;br /&gt;verilmemelidir. Glayöl 25–30 cm boya ulaşıncaya dek toprak göllenmeyecek şekilde sürekli&lt;br /&gt;nemli tutulmalıdır. Daha sonraki dönemde su miktarı biraz azaltılmalıdır. Çiçek sapının&lt;br /&gt;oluşmaya başladığı dönemden itibaren ( dip yapraklar el ile kontrol edilerek anlaşılabilir) su&lt;br /&gt;miktarı yeniden artırılabilir. Bitkinin 40–50 cm derinliğe dek kök oluşturacağı dikkate&lt;br /&gt;alınarak, suyun bu derinliğe ulaşması sağlanmalıdır. Çiçek sapının oluşumu&lt;br /&gt;tamamlandığında su tekrar kontrollü olarak verilmeye başlanır. Bunun sonucunda dayanıklı&lt;br /&gt;kuvvetli sapa sahip kaliteli çiçekler elde edilir.&lt;br /&gt;Sera yetiştiriciliğinde iri kormlar kullanıldığından ve ışık açıkta yetiştiricilik kadar&lt;br /&gt;kuvvetli olmadığından daha uzun bitkiler elde edilebilir. Sapları dik tutmak, yatmayı&lt;br /&gt;önlemek için ağ sistemi kurulmalı ve sırık yardımıyla destek verilmelidir. Ağ sisteminde&lt;br /&gt;bitki boyu uzadıkça teller yukarıya kaldırılmalıdır. Derin dikimlerde saplar genellikle daha&lt;br /&gt;dik duracağından bu sisteme gerek duyulmayabilir.&lt;br /&gt;Serada hastalığın yayılmasına karşı havalanmaya özen gösterilmelidir. Özellikle&lt;br /&gt;yüksek nemde gelişen hastalıklar sera havalanmasının önemini ortaya koymaktadır.&lt;br /&gt;Hasat ve Pazarlama&lt;br /&gt;Kesim alt kandillerde renk görünmeye başlayınca yapılmalıdır. Bu işlem için en uygun&lt;br /&gt;zaman sabahın erken saatleri ya da akşamüzeridir. Çiçek elde edilmiş bir kormun ertesi yıl&lt;br /&gt;yeniden çiçeklenme için kullanılması uygun olmadığından hasat sırasında tüm bitki&lt;br /&gt;topraktan çekilerek çıkarılabilir. Ancak kormlar, açıkta üretim için değerlendirilecekse&lt;br /&gt;kormda besin maddelerinin birikmesini sağlamak amacıyla bitki üzerinde 4–6 yaprak&lt;br /&gt;kalacak şekilde keskin bıçakla kesim yapılmalıdır.&lt;br /&gt;Kesim sonrası, çiçeklerin sapları dik olarak tutmak suretiyle, ılık suya batırılır ve&lt;br /&gt;sonra serin yerde birkaç saat bekletilir.&lt;br /&gt;Kesilen çiçekler başak uzunluğuna ve kandil sayısı dikkate alınarak sınıflandırılır.&lt;br /&gt;Sınıflandırmadan sonra 10’arlı demetler haline getirilen çiçekler hemen&lt;br /&gt;pazarlanmayacaksa 4–6 oC’de 24 saat, 1-2 oC’de 6-7 gün depolanır. Daha uzun süre&lt;br /&gt;saklamak için kontrollü atmosfer ortamı sağlanmalıdır.&lt;br /&gt;Pazarlanacak çiçekler kontrplak kutulara nem emici kâğıtlara sarılmak suretiyle&lt;br /&gt;paketlenir. Paketlenen çiçeklerin yatay durumda taşınmasında, başak uçları yukarı doğru kalkacağından dikey taşımaya dikkat edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalık ve Zararlılar:&lt;br /&gt;Glayölün toprak altı ve toprak üstü aksamlarında çok sayıda hastalık ve zararlı ortaya çıkar. Bu nedenle her yıl aynı yerde yetiştiricilik yapılmamalı, en az 3-4 yıllık münavebe uygulanmalı ve toprak mutlaka sterilize edilmelidir.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8574829728358927238-4722249183391838128?l=cicekvebakim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/feeds/4722249183391838128/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/gladiolus-glayol.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/4722249183391838128'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/4722249183391838128'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/gladiolus-glayol.html' title='Gladiolus (Glayöl)'/><author><name>Murat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00255161170857836638</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/SinP3SfTpiI/AAAAAAAAAAc/2ucc6PTcQF4/s72-c/Gladiolus.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8574829728358927238.post-1565633083934058071</id><published>2009-06-05T19:06:00.001-07:00</published><updated>2009-06-05T19:07:58.344-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çiçek Çeşitleri'/><title type='text'>Açelya</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/SinPQ-3J3XI/AAAAAAAAAAU/Mxxq8de6Uv8/s1600-h/acelya.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/SinPQ-3J3XI/AAAAAAAAAAU/Mxxq8de6Uv8/s320/acelya.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5344030323510992242" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;     Anavatanı Kuzey Amerika ile Asya'nın tepelik bölgeleri olan bu bitkilerin çoğu ormanlarda, kayalık akarsu kıyılarında, bataklık ve gölge yerlerde yetişir. Bahar ya da yaz aylarında pembe, altın sarısı, ateş kırmızısı ve portakal renginin bütün tonlarında ya da beyaz renkte çiçekler açan küçük çalılık bitkilerdir. Açelyalar ormangülleri gibi, çürümüş bitki artıklarınca zengin, humuslu toprakları severler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Japonlar, yaklaşık 1000 yıldır cüce açelyalar yetiştirmekte ve yöntemlerini gizli tutmaktadırlar. Hint açelyası 1680'de Hollandalılar tarafından Çin'den Avrupa'ya &lt;span class="fullpost"&gt;götürürlmüş ve bu türden Avrupa'ya özgü birçok yeni tür geliştirilmiştir. Bunlardan biri günümüzde Belçika'nın ulusal çiçeği olarak kullanılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:http://tr.wikipedia.org&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açelya Çiçek Yetiştirme&lt;br /&gt;Kamelya gibi bakılır, ancak toprağı yalnız funda toprağıdır. Güneşten hoşlanmaz, toprağı sevmez, salonlarda pencere kenarına konmalıdır. Çiçekleri döküldükten sonra fidanları açıkça, gölgeli bir yerde bulundurmalı ve akşamları yapraklarına su serpilmelidir. Açelyaların her yıl çiçek açması için yazın iyi bakılması gerekir. Yapraklarının hastalanmaması için üzerine hafif tertipli bordu bulamacı serpilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saksı harcı olarak çürümüş bitkilerden meydana gelen yakıt, yer kömürü (turba) denilen toprak karışımı kullanılabilir. Yazın ise özel bir bakım isterler. Dikkatsiz bir bakım sonunda toprak kuruması yüzünden organizmanın yeni gelişen tomurcukları, filizleri kuruyarak ölebilirler. Açelya çiçeklenme mevsiminden sonra toprağı ve atmosferi nemli tutmak için hergün serpme yöntemiyle sulama yapılmalıdır. Haziran ayında dışarı, fakat gölge yerlere konularak çok sıcak günlerde bol su ile ıslatılmalıdır. Ekim ayında tomurcuklar gelişir ve dokular sertleşir. Bir tek bu ayda kesinlikle içeriye alınmalıdır. Açelya çiçekler Aralık ayında meydana gelirler ve eğer bitki sağlıklı ise ve sıcak bir yerde bulunuyorsa, bir çok yıllar bozulmadan saklanabilir. Daha geniş saksılara alındıklarında büyümeyi kolaylaştırmak için her ilkbahar sıvı gübre verilmelidir.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8574829728358927238-1565633083934058071?l=cicekvebakim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/feeds/1565633083934058071/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/acelya.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/1565633083934058071'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/1565633083934058071'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/acelya.html' title='Açelya'/><author><name>Murat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00255161170857836638</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/SinPQ-3J3XI/AAAAAAAAAAU/Mxxq8de6Uv8/s72-c/acelya.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8574829728358927238.post-3026320371676545678</id><published>2009-06-05T18:40:00.000-07:00</published><updated>2009-06-05T18:44:48.527-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çiçek Çeşitleri'/><title type='text'>Sarmaşık</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/SinJbFyDGcI/AAAAAAAAAAM/QpWUxigcwkc/s1600-h/sarmasik.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px; height: 161px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/SinJbFyDGcI/AAAAAAAAAAM/QpWUxigcwkc/s320/sarmasik.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5344023900097550786" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Sarmaşık aslında (bitki), duvar sarmaşığı adlandırılan Hedera helix (helix Eski Yunanca'da "sarmal" anlamına gelmektedir) Avrupa ve Güneybatı Asya bölgesine özgü bir türdür.&lt;br /&gt;Duvarlar, kayalar ve ağaçlarda uygun yüzeylerin bulunması durumunda 20-30 metreye kadar boylanabilen herdem yeşil bir bitkidir. Dikey yüzeylerin bulunmadığı &lt;span class="fullpost"&gt;koşullarda yerde yetişmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağaç kabukları ve kayalara vantuz biçimindeki kısa yapışkan kökçikler yardımı ile tutunabilmektedir. Gövde ve yaprakları ise çevrede bulunan cisimlere sarmal şeklinde dolanarak bitkiye destek sağlamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapraklarının uzunluğu 4-8 cm eni ise 3-10 cm arası; iki farklı türdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yetiştiriciliği&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Süs bitkisi şeklinde, sarı, hercail veya parçalı yapraklı veya pembe gövdeli çok çeşitli kültür ırkları yaygın olarak yetiştirilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha çok İngiliz sarmaşığı olarak bilindiği Kuzey Amerika'da bu bitki yabanileşerek, hatta bu bitkinin anayurdunun iklim özelliklerini gösteren Kuzeybatı Pasifik bölgede ise bazen istilacı zararlı tür olarak bile kabul edilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ev Sarmaşığı (Scindapsus)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İthal çiçekler ortalığı sarmadan önce hemen her evde bulunan bir sarmaşık. Kolay yetişir. Alacalı yaprakları yürek biçimindedir. Saplarından hava kökleri çıkartır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asma saksılarda veya yosunlu çubuklara sarılarak yetiştirilebilir. Duvarlara, çubuklarla yapılmış desteklere de sardırılabilir. Ancak zaman içinde yaprakları döküldükçe bitki kelleşebileceği için büyümesini kontrol altında tutmak daha iyi olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşırı sulama,hava cereyanı ve ani ısı değişiklikleri yaprak dökmesine sebep olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ÖZELLİKLERİ:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;u&gt;ISI:&lt;/u&gt; Oda sıcaklığı idealdir. Hiçbir zaman 10 derecenin altında bulundurmamalıdır. Bazı cinsleri sıcağı daha çok sever.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;u&gt;IŞIK:&lt;/u&gt; Direkt gün ışığından uzak, aydınlık bir yer idealdir. Alacalı türleri fazla gölgede renklerini kaybeder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;u&gt;SULAMA:&lt;/u&gt; Yaz aylarında düzenli sulanır ve beslenir. İki sulama arasında toprağın hafifçe kuruması beklenir. Kışın su ve besin azaltılır. Toprağının sürekli ıslak olması bitkiyi çürütür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;u&gt;NEM:&lt;/u&gt; Yaprakları düzenli olarak nemlendirilir. Arada bir yıkamak da iyidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sakısısı gerekirse ilkbaharda değiştirilir. Yanlarından çıkan fışkınlardan veya dal uçlarından alınan 15 cm.lik çeliklerle kolayca çoğaltılabilir.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8574829728358927238-3026320371676545678?l=cicekvebakim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/feeds/3026320371676545678/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/sarmask.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/3026320371676545678'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/3026320371676545678'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/06/sarmask.html' title='Sarmaşık'/><author><name>Murat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00255161170857836638</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_UnM_iVjUaEw/SinJbFyDGcI/AAAAAAAAAAM/QpWUxigcwkc/s72-c/sarmasik.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8574829728358927238.post-3059402489242453632</id><published>2009-05-29T04:45:00.000-07:00</published><updated>2009-06-05T19:05:11.934-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güller'/><title type='text'>Güller ve Anlamları</title><content type='html'>&lt;div&gt;Güller arkadaşlar ve sevgililer arasında birbirlerine mesaj vermek için hep kullanılmıştır. Güllerin aşk duygularına aracılık yapmaya başlamaları dönemleri Viktoria İngilteresi'nde doruğa çıkmıştır.  Dönemin katı toplumsal kuralları arkasında sevgililer birbirlerine aşk nağmelerini ve majlarını bu yolla iletmekte ustalaşmıştır. Diğer bir deyişle güller gelişmiş bir lisan gibi bir nevi iletişim aracı haline gelmiştir.   Güllerin rengi gülün tek veya demet şeklinde olmasına göre farklı anlamlar teşkil edebilmektedir. Mesela tek bir gül “SENİ SEVİYORUM” anlamına gelebilirken 2 kırmızı gül ise “Seni seviyorum ama benim için çok küçüksün” manasına gelebilmektedir. Romalılar da viktoryan ingilteresi gibi çiçeklerin anlamlarına &lt;span class="fullpost"&gt;büyük önem verirlerdi. Müslümanlık, Hıristiyanlık ve tüm semavi dinlerde de güllerin ayrı bir anlam &lt;span class="fullpost"&gt;ve önemi vardır. Dinimizde gül, Peygamber efendimizi ( S.A.V) tasvir eder. Buna divan şiirlerinde, mesnevilerde ve diğer edebi metinlerde sıkça rastlayabiliriz. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div&gt; &lt;/div&gt; &lt;div&gt;Günümüzde kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması ve insanların birbirleriyle iletişim kurmasındaki engeller aşılmış olsa da gül ve çiçekler daha farklı anlamlar kazanmayı başarabilmiştir.&lt;/div&gt; &lt;p align="justify"&gt;Bazen bir çift arasındaki duyguları kolayca dile getiremezken güller vasıtasıyla sevgi, şefkat, kızgınlık, gönül koyma, özür dileme sadakat, evlenme teklifi gibi bir çok niyet ve duyguyu karşı tarafa ulaştırabilmektedyiz. Çoğu zaman binlerce kelimenin yetersiz kalacağı durumlarda bir gül demeti tüm sorunları kolayca halledebilmektedir. Bu nedenle güllerin anlamlarını aşıkların öğrenmesi gerekecektir.  Madem ki bu kadar önemli bir ayrıntıymış bizler de gülün manalarına bir göz atalım: &lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Kırmızı Gül’ün anlamı: tek bir gül aşkı simgelerken kırmızı bir gül demeti birlikteliği ve bir olmayı imgelemektedir. Şayet bukatteki güllerin dalları ve dikenleri de bulunuyorsa bu da sadakati simgeler. Sen ve ben bu dünyada yalnızız anlamına gelir. Aynı şekilde mor güller de aşkı simgeler ama kırmızı gülden farklı olarak ömür boyu sürecek bir aşkın habercisidir. &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/p&gt; &lt;div&gt; &lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Pembe gülün manası: &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;Pembe gül zarafeti ve inceliği simgeler. Şayet gül demetinde farklı tonlarda pembe çiçekler varsa koyu pembeler aşkın çekimini, açık pembeler ise sempati ve sevecenliği simgeler.   &lt;/li&gt;&lt;li&gt;Bir demet sarı gülün anlamı “Kendine iyi bakmaya çabala”  &lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Turuncu gülün manası: &lt;/strong&gt;Yeni bir başlangıc,&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;Çoşkunluk ve hevesliliktir. Şeftali sarısı gülün anlamı ise “&lt;strong&gt;az kaldı herşey mutlu sona ulaşacak”&lt;/strong&gt; manasındadır.&lt;strong&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Yeşil GÜller&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; 1856 yılından bu yana üretilmektedir ve bereket ve doğrganlığı simgeler.   &lt;/li&gt;&lt;/ul&gt; &lt;/div&gt; &lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;strong&gt;Siyah güller&lt;/strong&gt; ise ölümü ve yeni bir başlangıcı anlatır&lt;strong&gt;.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Yeşil Çay rengi güller&lt;/strong&gt; ise Seni asla unutmayacağım manasını taşır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Mavi güllerin anlamı ise gizemli bir tanışmayı simgeler.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt; &lt;p&gt; &lt;/p&gt; &lt;ul&gt;&lt;li&gt;Bazen tek bir gülle mesaj vermek yetersiz olabilir. Kırmızı ve pembe güllerin bir arada bulunması durumunda Çok genç ve şirinsin ama bana küçüksün anlamı taşır.  Goncagüller yerine açmış gülü tercih ederseniz masum aşkı tasvir etmiş olursunuz.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;İki kırmızı gül birbirine iliştirilmiş ve sıkıca bağlanmışsa bu nişan teklifi anlamına gelir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Beyaz gül evlilik teklifini sembolize eder.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8574829728358927238-3059402489242453632?l=cicekvebakim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/feeds/3059402489242453632/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/05/guller-ve-anlamlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/3059402489242453632'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8574829728358927238/posts/default/3059402489242453632'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cicekvebakim.blogspot.com/2009/05/guller-ve-anlamlar.html' title='Güller ve Anlamları'/><author><name>Murat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00255161170857836638</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
